Hata
  • XML Parsing Error at 1:171. Error 4: not well-formed (invalid token)
Başbakan Deprem Bölgesine Gidiyor

Başbakan Erdoğan deprem bölgesine gitmek için Kısıklı'daki evinden ayrıldı.

Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından Başbakan Erdoğan Kısıklı'daki evinden ayrılarak deprem bölgesine hareket etti.

Öte yandan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da deprem bölgesini gözlemlemek için Van'a gidiyor.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Bölgedeki vatandaşlar tüm operatörlerden 112 ve 115'e yardım istemek için mesaj atabilirler" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise deprem bölgesine yarın gidecek.

Bu arada Bakanlar Kurulu depremle ilgili yarın saat 11'de toplanacak.

Van'da 7,2 büyüklüğünde deprem

 

Van'da, merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü merkezli 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

17:04 - 112 Ekipleri'ne gönüllü yardım çağrısı
İstanbul'da görev yapan 112 Hızır Acil Ekipleri'ne deprem bölgesine gitmeleri için çağrı yapılıyor. Van'da meydana gelen depremde gönüllü olarak görev yapmaları için acil yardım çağrısı yapılan personelin saat 19.00'a kadar komuta merkezinde hazır olmaları istendi.

17:00 - Erciş'te 80 bina çöktü, ölü sayısı 30'a ulaştı
Van'da meydana gelen deprem Erciş ilçesindeki 80 binayı yıktı. İlk belirlemelere göre, ölü sayısı 30'a ulaşırken, onlarca yaralı çevre il ve ilçelere sevk edildi.

16:46 - Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde 1 hafta ara
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde (YYÜ), kentte yaşanan 7.2'lik depremin ardından eğitime bir hafta ara verildi. YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, yaptığı açıklamada, sadece kampüs içinde 3 binada hafif çaplı hasar olduğunu, yaralanma veya can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

16:43 - Toplam 33 artçı deprem yaşandı
Uzmanlar Van'daki depremin ardından artçı depremlerin 3-4 gün sürebileceğini bildirirken, şu an itibariyle bölgede toplam 33 artçı sarsıntı daha meydana geldi. Van'da büyük yıkıma neden olan 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 5.5 olmak üzere 33 artçı deprem daha gerçekleşti.

16:41 - Ankara'dan Van'a ekip gönderildi
Van'da meydana gelen depremin ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesince 18 kişilik bir arama kurtarma ekibini bölgeye gönderildiği bildirildi. Ekibin, K-9 adı verilen 3 arama kurtarma köpeğini de Van'a götürdüğü belirtildi.

16:38 - 112 ve 155'e mesaj atın
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Van'da büyük bir deprem yaşandığını belirterek, Van Ferit Melen havaalanının uçuş trafiğine açık olduğunu, kendilerinin de Van'a gideceklerini bildirdi. Bakan Yıldırım, depremden dolayı yardıma ihtiyacı olan vatandaşların, 112 ve 155 çağrı merkezlerine mesaj atabileceklerini, bunun tüm operatörler için geçerli olduğunu söyledi.

16:26 - Erciş'te 10 ölü, 60 yaralı
Van'da meydana gelen deprem özellikle Erciş ilçesinde büyük hasara yol açtı. İlk belirlemelere göre, Erciş'te 10 kişi hayatını kaybetti, 60 kişi yaralandı. Enkaz altından kurtarma çalışmaları sürüyor. Erciş'teki Çınarlı Mahallesi ile Atatürk ve Kışla caddelerinde büyük hasar meydana geldi, birçok bina yıkıldı. Zeylan Caddesi'ndeki Eroğlu Apartmanı, Atatürk Caddesi'ndeki 5 katlı otel, Van Yolu Caddesi'ndeki 3 bina adeta yerle bir oldu.

16:26 - Siirt'ten ilk yardım ekibi Van'a gitti
Van'da meydana gelen deprem nedeniyle Siirt'ten ilk yardım ekibi UMKE yola çıktı. Sağlık İl Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, ilk yardım ekibi olarak 3 uzman doktor, bir psikolog ve 8 kişilik yardım ekibinin Van'a hareket ettiklerini söyledi.

16:17 - Van'da 10 Erciş'te 25-30 bina ve 1 yurt yıkıldı
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van'da meydana gelen deprem nedeniyle il merkezinde 10 bina, Erciş'te 25-30 bina ve 1 öğrenci yurdunun yıkıldığını bildirdi.

16:10 - Ambulans uçak ve helikopter sevk ediliyor
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, merkez üstü Van'ın Erciş ilçesi olan depremin ardından bölgeye ambulans, uçak ve ambulans helikopterlerin sevk edildiğini söyledi.Erciş'teki hastanelerin yeterli olamayacağına değinen Bakan Akdağ, "Erciş buna yeterli olamaz. Yaralılar başka yere intikal ettirilecek. Süratle bunun hazırlığı içindeyiz." diye konuştu.

16:06 - Kılıçdaroğlu deprem bölgesine gidiyor
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 7,2 büyüklüğünde depremin olduğu Van'a gideceği bildirildi. Yalova'da incelemelerde bulunan Kılıçdaroğlu'nun yarın geçmiş olsun demek ve incelemelerde bulunmak, depremin zararlarını yerinde görmek üzere Van'a gideceği belirtildi.

16:03 - Kandilli depremin büyüklüğünü artırdı
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Van'da meydana gelen depremin büyüklüğünün 7.2 olduğunu bildirdi.

16:02 - Bitlis'te 1 kişi depremde hayatını kaybetti
Van'da meydana gelen deprem, Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde de can kaybına yol açtı. İlçeye bağlı Aydınlar beldesinde bir evin yıkılması sonucunda 9 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti.

15:56 - Van'da 17 artçı deprem yaşandı
Van'da büyük yıkıma neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 5.5 olmak üzere 17 artçı deprem daha gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada Tavanlı merkezli saat 13.41'de gerçekleşen ana depremin ardından Van ve civarında 17 artçı deprem oldu.

16:03 - Kandilli depremin büyüklüğünü artırdı
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Van'da meydana gelen depremin büyüklüğünün 7.2 olduğunu bildirdi.

16:02 - Bitlis'te 1 kişi depremde hayatını kaybetti
Van'da meydana gelen deprem, Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde de can kaybına yol açtı. İlçeye bağlı Aydınlar beldesinde bir evin yıkılması sonucunda 9 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti.

15:56 - Van'da 17 artçı deprem yaşandı
Van'da büyük yıkıma neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 5.5 olmak üzere 17 artçı deprem daha gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada Tavanlı merkezli saat 13.41'de gerçekleşen ana depremin ardından Van ve civarında 17 artçı deprem oldu.

15:50 - Akşam öncesi çadırlar kurulmuş olacak
Kızılay Başkanı Ahmet Akar, akşam saatlerine kadar 250 kişilik bir ekibin deprem bölgesinde konuşlanmasını beklediklerini belirterek, "Umut ediyorum ki, bu akşama varmadan oradaki çadırlarımızı kurmuş ve yemeklerimizi çıkarmış olarak afetzedelere hizmet etmeye başlayacağız." dedi.

15:40 - Cumhurbaşkanı Gül, Van Valisi'nden bilgi aldı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, depremin ardından Van Valisi Münir Karaloğlu'ndan bilgi aldı. Van Valisi Karaloğlu, kendisini telefonla arayan Cumhurbaşkanı Gül'e, Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremle ilgili bilgi verdi.

15:31 - Van'da deprem: 3 ölü, 80 yaralı
Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem, il merkezinin yanı sıra özellikle Erciş ve Muradiye ilçelerinde etkili oldu. İlk belirlemelere göre, 3 kişi hayatını kaybetti, 80 kişi yaralandı. Van ve Erciş'te elektrikler kesildi. Alınan bilgilere göre, özellikle Erciş'te ciddi hasar meydana geldi. Çınarlı Mahallesi ile Atatürk ve Kışla caddelerinde büyk hasar meydana geldi, bir çok bina yıkıldı. Eski binaların yanı sıra 5 yeni bina da çöktü. Enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları sürüyor.

15:22 - Kandilli Rasathanesi'nden büyüklük açıklaması
Kandilli Rasathanesi depremin çok şiddetli sıkalasında yer aldığını bildirdi. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Van'da meydana gelen deprem çok şiddetli sıkalasında yer alıyor. Yetkililer depremin yerel büyüklüğünün 6.6, moment büyüklüğünün de 7.2 olduğunu belirtti.

15:25 - Başbakanlık: Can ve mal kaybı yaşandı
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından yapılan açıklamada, ''Deprem, Van ve ilçelerinde çok kuvvetli hissedilmiş olup, ilk belirlemelere göre hasar ve can kaybı meydana getirmiştir'' denildi.

SAAT: 15:05 - Kızılay yardım malzemeleri gönderdi
Kızılay, Van'da meydana gelen depremin ardından bölgedeki depolarından bölgeye çadır, battaniye ve diğer yardım malzemelerini göndermeye başladı. Depremin ardından, bütün birimler acil duruma geçti. Kızılay Afet Operasyon merkezinde gelişmeleri takip etmek için kriz masası oluşturuldu. Erzurum başta olmak üzere yerel lojistik depolarından çadır, battaniye ve diğer ihtiyaç malzemeleri de Van'a gönderilmeye başlandı.

SAAT: 14:54 - Muradiye Devlet Hastanesi boşaltıldı
Van'da meydana gelen depremin kentin yanı sıra ilçelerde de ciddi hasara yol açtığı bildirildi. Depremin Erciş'te çok sayıda binanın yıkılmasına neden oldu, özellikle Vanyolu ve Beyazıt mahallelerinde ciddi hasara yol açtı. İlçedeki çok sayıda eski ve çok katlı binanın yıkıldığı, enkaz altında kalanlar olduğu, bazı yerlerden duman yükseldiği belirtildi. Telefon ve elektrik hatlarının çalışmadığı ilçede, bazı yolların kapandığı, ilçedeki hastanenin yetersiz kaldığı öğrenildi. Muradiye Devlet Hastanesindeki hastaların deprem nedeniyle dışarı çıkarıldığı, hastanenin yanında boş bir arazide çadır kurulacağı belirtildi.

SAAT: 14:49 - Van'da artçı depremler devam ediyor
Van'da büyük yıkıma neden olan 7,2'lık depremin ardından 5.4 ve 5.5'lik iki artçı deprem daha gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi'nin verdiği bilgiye göre, Van'ın Tabanlı ilçesi merkezli 7,2 büyüklükteki depremden 7 dakika sonra 5.5'lik 15 dakika sonra ise 5.4'lük iki artçı gerçekleşti. Ana depremin derinliğinin 5.0'lik olduğu ifade edilen Rasathane kayıtlarında, ilk artçı depremin ise derinliği 9.0 olarak açıklandı.

SAAT: 14:49 - Tıp Fakültesi Hastanesi'ne 50 yaralı getirildi
Van'daki deprem nedeniyle yaralanan yaklaşık 50 kişi, hastaneye getirildi. Depremde yıkılan bazı ev ve iş yeri enkazından çıkarılan yaralılar, hastanelere ulaştırılmaya başlandı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, artçı sarsıntıların devam etmesi nedeniyle hastalar bahçeye taşındı. Depremdeki enkazdan yaralı kurtarılan yaklaşık 50 kişiye ilk müdahaleleri hastane bahçesinde yapılıyor. Yaralılar arasında emniyet ve jandarma görevlileri de bulunuyor.

SAAT: 14:50 - Başbakan Erdoğan'a Van'a gidiyor
Başbakan Erdoğan tüm programını iptal ederek Van'a gidiyor. Afet ve Acil Yönetimden Sorumlu Bakan ve birçok bakan Van'a hareket etti.

SAAT: 14:30 - İki büyük deprem daha meydana geldi
Kandilli Rasathanesi, Van Tabanlı köyündeki 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından Ilıkaynak ve Gedikbulak köyleri merkezli iki deprem daha ölçüldüğünü bildirdi. Kandilli Rasathanesi'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Merkeze bağlı Ilıkkaynak köyünde saat 13.48'de 5.4, merkeze bağlı Gedikbulak köyünde ise saat 13.56 itibariyle 5.5 büyüklüğünde iki deprem daha ölçüldü.

SAAT: 14:10 - ABD verilerine göre 7.3 şiddetinde
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi'ne göre deprem 7.3 büyüklüğünde meydana geldi.

SAAT: 14:00 - Vatandaşlar sokaklara çıktı
Merkez üssü Van'ın Merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü olan 7,2 büyüklüğündeki deprem çevre illerde hissedildi. Artçı sarsıntılar nedeniyle çevre illerdeki vatandaşlar da evlerini terk ederek sokaklara çıktı. Depremde kent merkezinde çok sayıda binanın çöktüğü belirtildi. Kazım Karabekir Caddesi'nde bulunan 7 katlı binanın çökmesi sonucu bazı vatandaşlar enkaz altında kaldı. İtfaiye ekipleri enkaz altındaki vatandaşları kurtarmaya çalışıyor.

SAAT: 13:55 - Van'daki deprem Batman'da da hissedildi
Batman'da hissedilen yer sarsıntısı paniğe neden oldu.Van'da meydana gelen deprem sebebiyle paniğe kapılan vatandaşlar kendini dışarı attı. Kentte büyük korkuya neden olan sarsıntı sonrası ilk bilgilere göre ölü veya yaralı olmadığı belirtildi.

SAAT: 13:50 - Van'da 7,2 büyüklüğünde deprem
Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem Diyarbakır, Şırnak, Siirt, Batman, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi. Van'da, merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü merkezli 7,2 büyüklüğünde deprem Diyarbakır, Batman, Şırnak, Muş, Erzurum, Bingöl, Bitlis, Siirt, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi. Deprem bölgede paniğe neden olurken bazı vatandaşların ev ve iş yerlerinden dışarı çıktığı görüldü. Bu arada, depremin büyüklüğü, Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi'nde 7.0 olarak ölçüldü. Merkez üssü ise Van ile Muradiye arasında Erçek Gölü'nün kuzeyinde Akçift köyü olarak tespit edildi.

 

zaman

'81 il teröre karış tek yürek'

Beyoğlu'nda teröre karşı eylem yapan farklı illerden birçok vatandaş birlik ve beraberlik mesajları verdi. Galatasaray Lisesi önünde toplanan eylemci grup, terör saldırılarının huzuru bozmak ve kaos çıkarmak için yapıldığını söyledi.

Türkiye'nin çeşitli illerinde düzenlenen eylemlerde 24 şehidin verildiği Çukurca'daki hain saldırı protesto ediliyor. İstanbul'da en kapsamlı protestoların yapıldığı adres ise Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi oldu. Galatasaray Lisesi önünde Beyaz Hareket Derneği'nin düzenlediği protesto gösterisine 81 ilden vatandaş katıldı. 'Ey kardeşim! Bin yıldır beraberiz; binlerce yıl beraber olacağız', '81 il el ele Tek yürek Türkiye' yazılı pankart açan grup basın açıklaması yaptı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Ömer Bulut Çukurca saldırısını şiddetle kınadıklarını söyledi. Huzuru bozmak ve kaos ortamı oluşturmak için bu tür saldırıların yapıldığına dikkat çeken Bulut, "Kendi coğrafyasında Ortadoğu'da Kuzey Afrika'da barışı tesis etmeye çalışan Türkiye büyük bir mesafe kaydetmiştir. Bu politikaların yansıması birçok ulusal ve uluslar arası aktörleri paniğe sevk etmiştir. Bu aktörler oluşan barış ortamını yapılan olumlu gelişmeleri sabote etmek, huzur bozmak ve kaos oluşturmak için kanlı ve hain eylemlere başvurmaktadır. Bizler bin yıldır devam eden sonsuza kadar devam edecek kardeşliğimizin çok sağlam bağlarla bağlı olduğunu biliyoruz. Karanlık ellerin oluşturmak istediği panik ve kaos havasını engellemek ve halkımıza sağduyu mesaji vermek için bu eylemi gerçekleştiriyoruz. İnanıyoruz ki bu yapılanlar 74 milyon insanımızı ayrıştırmak bir yana daha sıkı bağlarla bağlayacak ve yeni anayasa ile birlikte aydınlık bir Türkiye hedefimize daha da yaklaştıracaktır." şeklinde konuştu.

TERÖR SALDIRILARINI PROTESTO EDEN GRUPLAR İSTİKLAL'DE BULUŞTU

Çukurca'daki hain saldırıyı protesto etmek isteyen eylemci gruplar, Taksim ve İstiklal Caddesi'nde buluştu. İlk eylem Beşiktaşlı taraftarlar tarafından yapıldı. Daha sonra gruplar halinde Taksim'e gelen Türk bayraklı binlerce vatandaş, İstiklal Caddesi'nde birbirine karıştı. Türk bayrağı açan grup sık sık terör örgütü aleyhinde sloganlar attı. Grubun eylemine caddedeki vatandaşlar da destek verdi. Türk bayrağına sarılı tabut ile Taksim Meydanı'na gelen eylemciler ise ilginç görüntüler oluşturdu. Çevik kuvvet polisleri de olası bir provakasyona karşı geniş güvenlik önlemi aldı. İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı'nda belirli yerlere polisler koğuşlandırıldı. Polis helikopteri ise havadan güvenliği sağladı.

Protestocu gruplar olaysız bir şekilde dağıldı.

 

- Beşiktaş taraftarından 'terör' protestosu

Dolmabahçe'de toplanan bir grup Beşiktaş taraftarı, terör örgütünün saldırılarını protesto etti.

Terör örgütü PKK'nın Çukurca'daki 24 askerin şehit olduğu saldırılarına, bir tepki de Beşiktaş taraftarından geldi. Yaklaşık 750 kişilik taraftar grubu Dolmabahçe'de toplandı. Taksim'e doğru yürüyüşe geçen taraftar grubu, şehit askerlerin fotoğraflarını taşıdı. Gümüşsuyu caddesi üzerinden Taksim Meydanı'na gelen taraftarlar burada basın açıklaması yaptı.

Grup adına açıklama yapan bir taraftar, "Aziz vatan toprağına şehit kanı akıtılması artık bir kader değildir. Bu aziz milletimizden alınan bir intikamdır. Bizler uzun zamadır yutkunamıyoruz. Göğsümüzdeki Ay-Yıldız armanın kırmızısı sızlıyor. Bizler bu gün çözüm değil hakkını isteyenleriz. Teselli değil bedel isteyenlerdeniz." dedi.

'Şehitler ölmez, vatan bölünmez', 'Vatan sana canım feda' şeklinde sloganlar atan grup, basın açıklamasının ardından meşale yaktı.

Çevik kuvvet ekiplerinin geniş güvenlik önlemi aldığı eylemde, taraftarlar olaysız dağıldı.

Kazan'dan çıkış yok

Çukurca'da 24 Mehmetçik'i şehit eden terör örgütüne karşı başlatılan operasyonlar, Irak sınırındaki Kazan ve Belat Vadisi'nde yoğunlaştı. Özel birlikler, Kobra helikopterlerin desteğiyle bölgeyi kuşattı. Çukurca saldırısını gerçekleştiren grubun da çembere alındığı bölgede, son üç günde 93 terörist öldürüldü. Sınır ötesinde ise komandolar, Zap kampının da içinde olduğu Haftanin'de girilmedik mağara bırakmıyor.

Hakkâri'nin Çukurca ilçesinde 24 askerin şehit edilmesinin ardından yurtiçi ve sınır ötesinde başlatılan operasyonlar bütün hızıyla sürüyor. Dün, Irak sınırının sıfır noktasındaki Kazan Vadisi ile Belat Vadisi'nde 49 PKK'lı öldürüldü. Böylece Çukurca baskınından sonra bölgede etkisiz hale getirilen terörist sayısı 93'ye yükseldi. Askerî birlikler Şırnak'ın Cudi ve Gabar Dağı bölgesinde de operasyon yürütüyor. Komandolar uçar birlik harekâtıyla bölgeye indirilirken, Şırnak 23'üncü Tümen Komutanlığı'ndan kalkan Kobralar da hava desteği sağlıyor. Bölgeyi kontrol altına alan komandoların, Çukurca saldırısını yapan örgüt üyelerini kıstırdığı öğrenildi. Kuzey Irak'taki özel birlikler ise PKK'nın Hakurk, Avaşin-Baysan, Zap ve Haftanin kamplarına doğru ilerliyor. Hava destekli harekâtta zaman zaman sıcak temas sağlanıyor. Zap kampını da içinde barındıran Haftanin'de yoğunlaşan operasyonda sığınak ve mağaralar tek tek temizleniyor.

İnsansız hava araçlarının görüntülerinden faydalanan birlikler, Diyarbakır 2'nci Taktik Hava Üs Komutanlığı'ndan kalkan F-16 savaş uçaklarından da yardım alıyor. Uçaklar belirlenen koordinatlara bomba yağdırıyor. Suriyeli Bahoz Erdal kod adlı Hüseyin Feyman'ın yönettiği Zap'ın, Bordo Bereliler, Jandarma Özel Harekat timleri ve komandolar tarafından ablukaya alındığı öğrenildi. Örgüt üyelerinin kamplara yakın köylere geçişlerini önlemek için bölge çembere alınıyor.

Kuzey Irak'taki Zaho, Batufa, Begova, Dohuk ve Bamerni'deki Türk askeri üsleri de alarma geçti. Bu üslerdeki yaklaşık 2 bin askerin de operasyona katılması için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile temaslar sürüyor. PKK'lıların muhtemel saldırılarına karşı teyakkuz durumunda bulunan üslerdeki askerlerin dış korumasını yapan peşmergeler 'kırmızı alarm' durumuna geçti. Çukurca ilçe merkezinde de dün sabah saatlerinde belli aralıklarla top sesleri duyulurken, sıcak bölgelere sevkiyat yapan helikopterlerin 21. Sınır Jandarma Taktik Tugayı'na belirli aralıklarla iniş ve kalkış yaptığı görüldü. Genelkurmay Başkanlığı, operasyonlarla ilgili yeni bilgileri paylaştı.

Genelkurmay'ın resmi internet sitesindeki açıklamaya göre, Çukurca bölgesinde sürdürülen operasyonlarda, 20 Ekim 2011 saat 23.00 sularında 10-15 kişilik terörist grup, 22 Ekim 2011 saat 02.30/08.30 saatleri arasında, Kazan Vadisi'nde 35 kişilik terörist grubun varlığının tespit edildiği belirtildi. Terörist gruba karşı önce topçu, ardından Hava Kuvvetleri ile ateş açıldığı ifade edilen açıklamada, çok sayıda teröristin etkisiz hale getirilme anının insansız hava aracı tarafından da görüntülendiği bildirildi. Açıklamada şöyle denildi: "Bugün (dün) saat 15.00 sularında 35 teröristin cesedine ulaşılmıştır. Aynı saatlerde Kazan Vadisi/Cevizli bölgesinde ilk gün çıkan çatışmalarda öldüğü değerlendirilen 7 terörist cesedi, bir mağara içerisinde bulunmuştur. 22 Ekim sabah saatlerinde de (aynı bölgeye) özel birliklerin helikopter ile sevk edilmesiyle başlatılan operasyonda, 7 terörist daha etkisiz hale getirilmiştir." Çukurca baskınının ardından başlatılan operasyonlarda ilk gün 11, son iki günde de 82 terörist öldürüldü. Etkisiz hale getirilen PKK'lı sayısı 93'ü buldu.Çukurca saldırısını yapan terörist grup Kazan Vadisi'nde tamamiyle kuşatma altına alındığı öğrenildi.

Gürmoyak saldırısını gerçekleştiren teröristlerden birisi yakalandı

Bitlis'te güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada, bir terörist etkisiz hale getirildi. Bitlis Valiliği'nden yapılan açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristin, 5 Ekim'de Bitlis-Baykan karayolunda askerî konvoya ve 18 Ekim'de Bitlis-Güroymak karayolunda zırhlı polis aracına saldırıda bulunarak 5 polis memurunun şehit edilmesi, 5 sivil vatandaşın ölümüne neden olan grupta yer aldığı kaydedildi.

zaman

Kaddafi'nin otopsi raporu açıklandı

 

Libya'nın devrik lideri Muammer Kaddafi'nin, dün gece adli tıp uzmanları tarafından hazırlanan otopsi raporunda aldığı kurşun yaralarından öldüğü belirtildi.

Otopsiye katılan bir doktor, Kaddafi'nin ölüm sebebinin kurşun yaraları olduğunu açıkladı.

zaman

Cumhurbaşkanı Gül'den Erdoğan'a başsağlığı

 

Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan'ı telefonla arayarak, başsağlığı diledi ve yarınki cenazeye katılacağını bildirdi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a annesi Tenzile Erdoğan'ın vefatı dolayısıyla başsağlığı diledi.

Alınan bilgiye göre Gül, Başbakan Erdoğan'ı telefonla arayarak, başsağlığı dileklerini iletti ve yarın düzenlenecek cenaze törenine katılacağını bildirdi.

haber7

İkinci müdahale doları 1,83 liraya kadar düşürdü

 

Doların 1,90 lirayı aşması üzerine Merkez Bankası, tedbir üstüne tedbir alıyor. Önceki gün piyasaya 2,7 milyar dolar süren banka, dün de döviz satış ihalesi ve TL zorunlu karşılık oranlarında yaptığı indirimle kurun 1,8370'e kadar gerilemesini sağladı.

Başkan Erdem Başçı, operasyonlar için yeterli rezervlerinin bulunduğunu vurguladı. Tutarın 1,35 milyar dolar olarak belirlendiği dünkü ihaleye 2 milyar doların üzerinde teklif geldi. Ancak Merkez Bankası 350 milyon dolar sattı.

Merkez Bankası çarşamba günü 1,3 milyar dolar likidite sağlayacak döviz cinsi zorunlu karşılık indiriminin ardından, maksimum 1,35 milyar dolar tutarında açtığı döviz satım ihalesinde 750 milyon dolar ile rekor satış gerçekleştirmiş ve yüksek miktarlı ihalelerin sürebileceği açıklamalarıyla tansiyonu düşürmüştü. Banka ayrıca TL cinsi rezervlerin yabancı para cinsi tutulabilecek kısmını yüzde 10'dan 20'ye çıkararak rezervlere ilişkin endişeleri de yatıştırmıştı. Böylece dolar 1,87 liraya inmişti. Dün de Merkez'in ekonomistlerle gerçekleştirdiği toplantıda döviz piyasasına yönelik aksiyonun devam ettiğine yönelik açıklamasının piyasaya yansımasının ardından dolarda başlayan düşüş, yüksek tutarlı döviz satım ihalesi açılmasıyla hızlandı. Banka dün açtığı ihalede en fazla tutarı 1,35 milyar dolar olarak belirledi. Önceki gün 1,9095 lirayı gören dolar, 1,8720'den kapandıktan sonra dün sabah 1,8370'e kadar geriledi. Döviz sepeti de 2,1448'e kadar düştü.

Bir bankanın döviz masası yetkilisi, Merkez Bankası'nın dolarda 1,90 TL'li seviyelerden rahatsız olduğunu belirterek, "MB bir süre daha ihalenin maksimum tutarlarını yüksek açıklamaya devam eder. Miktarları yüksek tuttuğu sürece kurda aşağı hareket sürebilir." dedi. İhalede oluşan en yüksek, en düşük ve ortalama fiyatlar sırasıyla 1,8351, 1,8340 ve 1,8348 lira oldu. MB'nin döviz satım ihalelerine başladığı 5 Ağustos'tan bu yana sattığı tutar ise 4,32 milyar dolara ulaştı.

MB dün ayrıca bankacılık sisteminin Türk Lirası likidite ihtiyacını daha kalıcı bir yöntemle ve daha düşük bir maliyetle karşılayabilmesi amacıyla bazı Türk Lirası zorunlu karşılık oranlarında indirime gidildiğini açıkladı. Yapılan açıklamada, "İndirimler aynı zamanda orta ve uzun vadede finansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk Lirası mevduat/katılım fonu dışı diğer yükümlülüklerin, özellikle bankalarca ihraç edilmeye başlanan Türk Lirası cinsinden tahvillerin, vadelerinin uzamasını teşvik edecek şekilde belirlenmiştir." denildi. MB'nin değiştirdiği TL cinsi ZK'lar şöyle: 3 aya kadar vadeli mevduatlar ve katılma hesaplarında ZK yüzde 13'ten 12,5'e indirildi. 1 yıla kadar vadeli diğer yükümlülüklerde 13'ten 11'e, 3 yıla kadar vadeli diğer yükümlülüklerde 13'ten 8'e, 3 yıldan uzun diğer yükümlülüklerde 13'ten 5'e indirildi. Mevcut verilere göre piyasaya yaklaşık 3,2 milyar TL likidite sağlanmış olacak. Böylece yüzde 13,1 olan ağırlıklı ortalama TL-ZK oranı yüzde 12,5 seviyesinde gerçekleşecek. Düzenleme 30 Eylül yükümlülük cetvelinden itibaren geçerli olacak, 14 Ekim itibarıyla tesis edilmeye başlanacak. Dolar bankalararası piyasada 1,85 seviyesinden kapanırken tahvil faizi yüzde 8,36'ya geriledi. 56.905-58.086 bandında dalgalanan Borsa ise yüzde 0,14 kayıpla 57.228 puandan kapandı.

zaman

Abdullah Gül'den Danıştay'a yeni atama

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Danıştay üyeliğine Hamit Ümit Aksoy’u seçti.Gül’ün kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Gül, Danıştay Üyeliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 155'nci ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 8 ve 9 uncu maddeleri gereğince, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü Hamit Ümit Aksoy’u seçti.

haber7

Rize yaylaları karla kaplandı

 

Geçtiğimiz haftalarda kuvvetli yağışların esir aldığı Rize şehir merkezinde yazdan kalma güneşli günler yaşanırken 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği kentin yüksek kesimleri ise beyaz örtüyle kaplandı. Çamlıhemşin ilçesine bağlı Kavrun Yaylası'nda kar kalınlığının 60 santimetreye ulaştı.

Aralıksız lapa lapa yağan kar, kışın görmeye alışık olduğumuz görüntüleri ortaya çıkardı.

Kapanan yollar iş makineleri ile açılmaya çalışılırken bazı araçlar akara saplandı. İlkbahar mevsimiyle birlikte yaylalara akın eden yaylacılar da kar yağışı ile birlikte dönüş hazırlıklarına başladı. Bazı yaylacılar birkaç gün daha kalma düşüncesini taşırken, bazıları da hayvanları ile birlikte göç etmeye başladı.

Bu arada, bölgede bulunan yaylacılar aylarca kaldıkları mekandan ayrılmadan önce tulum eşliğinde horon oynamayı da ihmal etmedi.

Davutoğlu: Gerekirse Suriye ile savaşırız

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin bir iç kargaşaya girmesi Türkiye'ye de bir risk oluşturduğunda tedbir alınacağını söyledi.

Davutoğlu, 32. Gün programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtladı. Birand'ın "Suriye ile savaşa mı gidiyoruz?" sorusu üzerine halkın talepleri doğrultusunda Türkiye'nin Suriye halkının yanında yer aldığını ifade eden Davutoğlu, "Biz Suriye halkına yönelik baskıların artık kabul edilemez aşamaya geldiğini düşünüyoruz" dedi.

Bakan Davutoğlu, "Ne yapabiliriz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu konuda esas yapılabilecek olanı Suriye halkı yapacak. Ama bizim yapacağımız Suriye'nin komşusu olarak, Suriye halkı ile en yoğun ilişkileri yaşamış bir halk olarak atabileceğimiz çok adım var ve bunu da herkes biliyor" diye konuştu.

"Asker var mı bunun içinde?" diye soran Birand'a Davutoğlu, "Bizim için bir güvenlik sorunu olduğunda tabii ki. Biz Irak'ta Saddam, Kürt halkına baskıyı arttırdığında bir gecede 500 bin insan Türkiye sınırındaydı. Tabii o bölgeyi denetlemek için asker de dahil her türlü yöntem yani bir güvenlik sorunu haline dönüştüğünde bütün gerekli tedbirler alınır. Önemli olan şu aşamada Suriye gibi dost ve kardeş bir ülkenin böyle bir güvenlik sorunu haline dönüşmeden reformları gerçekleştirmesi, akan kanın derhal durdurulması. Önemli olan bu" dedi.

Bakan Davutoğlu, Birand'ın "Herhangi bir olası göç durumunda tampon bölge peşindeyiz biz" şeklindeki yorumu üzerine şunları söyledi:

"Hiçbir dönemde bizden tampon bölge kuracağımıza dair bir açıklama gelmedi ancak düşünün ki nisan-mayıs ayında olaylar arttığında on binlerce insan bizim sınıra doğru hareket etti. Biz tabii tedbirimizi almak durumundayız. İnsanlara bir duvar örüp 'burası benim sınırım buraya girmeyin' diyemeyiz. Bir ara sayı 15 bine kadar çıktı, şimdi 7 bin 600 civarında. Yarın diyelim sayı tekrar arttı, bilemeyiz. Bütün bu risklere karşı da Türkiye zayıfa kucak açan ve kendisinden eman dileyene eman veren devlet geleneğimiz içinde bu kardeş Suriye halkına o desteği vermek durumundayız. Ama bu bir tampon bölge şeklinde algılanmaması gereken bir husus. Önemli olan bu aşamalara gelmeden bu meselenin çözülmesiydi. Ama olmadı maalesef"

Reformların güvenlikle birlikte uygulanıp talepleri karşılandığında Suriye halkının tünelin sonunu görebileceği için alandan çekileceğini ancak bunu şimdi görmediğini belirten Davutoğlu, "Türkiye'nin Suriye'ye askeri müdahalesi söz konusu olamaz olsa olsa kendi topraklarına bir göç olursa önlem alır diyebilir miyiz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu sizin çıkarımlarınız. Ben şunu söylüyorum; Suriye'deki her iç gerilim Türkiye'yi, Irak'ı, Lübnan'ı, İsrail-Filistin'i, Ürdün'ü etkiler. Bütün bölgeyi etkiler. Bu anlamda bölgede şu anda Suriye'den daha önemli ülke yok, aynı anda bir çok krize müdahil durumda. Dolayısıyla Suriye'nin bir iç kargaşaya girmesi Türkiye'ye de bir risk oluşturduğunda tabii ki tedbir alınır" diye konuştu.

Davutoğlu, "Ne tür tedbirler alınabilir?" şeklindeki soruyu, bunu şimdiden söyleyemeyeceğini ifade ederek, "Devlet olmak her türlü senaryoya hazır olmaktır ama daha olmamış bir senaryoyu da tetiklememektir" diye yanıtladı.

Reformlar için Beşşar Esad'a her türlü teknik desteği verdiklerini anlatan Davutoğlu, "Esad ne zaman gider?" şeklindeki soruyu Beşşar Esad'ın durumunun Mübarek ve Kaddafi'nin durumunu gibi olmadığını belirterek şöyle yanıtladı:

"Çok karmaşık bir sosyolojik yapı var orada. Bu zor bir süreç ama şu an itibariyle halktan meşruiyet desteğini büyük ölçüde yitirmiştir, yakın çevresi dışında görünen tablo böyle. Yitirmemiş olsaydı hemen seçimlere gitme kararını kendi de alırdı, ümidi zamanla düzelir ama uyguladığı yöntemler düzelmekten çok öte. Eğer bu yöntemi devam ettirirse halkıyla çatışan bir rejimin ayakta kalması mümkün değil."

-"Uluslararası sularda hiç bir gemimize kimse müdahalede bulunamaz"

İsrail'e yaptırımlar sonrası dikkati çeken seyrüsefer serbestisinin anımsatılması üzerine, Türkiye'nin orada iki mesajı olduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Dünyanın neresinde olursa olsun bundan sonra Türk vatandaşlarına kimse dokunamaz, Latin Amerika açıklarında da olabilir, başka yerde de. Bunun hesabını sormak Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem hakkı hem sorumluluğudur. Uluslararası sularda seyrüsefer serbestliği dünyanın her yerinde olduğu gibi Doğu Akdeniz'de de uygulanacak. Eğer bu olmazsa yani Palmer ve Uribe'nin tek taraflı yazdığı raporla İsrail Gazze deniz blokajını meşru görürse, bu demektir ki İsrail açıklarında bile yani uluslararası sularda birisi Gazze'ye geliyorsa İsrail müdahale edebilir. İspanya veya Antalya önlerinde bile müdahale edebilir. Eğer böyle birşey meşru kılınırsa Akdeniz herkesin kendi alanını tayin ettiği ve uygun gördüğü gemiye müdahale ettiği bir yer haline gelir. Doğu Akdeniz bizim doğal havzamızdır."

"İsrail'in uluslararası sularda Türk gemilerine müdahalesi bundan sonra Türk donanması tarafından engellenecek mi" diye soran Birand'a Davutoğlu "Evet çünkü uluslararası sularda bayrak Türk bayrağıysa ve gemi Türk kontrolündeyse o gemi Türk toprağı sayılır. O egemenlik alanı içinde görülür. Bizim seyrüsefer serbestisinden kastettiğimiz budur. Bu tür müdahalelere müsamaha edilemeyeceğini ve her türlü tedbiri alacağımızı söyledik. Zaten böyle bir müdahale olursa bu tedbiri almak bizim hakkımız ve görevimiz. Uluslararası sularda, İsrail kara sularına girmedikçe hiç bir gemimize, ne taşıyor olursa olsun, kimse müdahalede bulunamaz" dedi.

-Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz aramaları-

Bir başka soru üzerine Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin başlattığı tek taraflı arama çalışmalarının barış görüşmelerini provoke ettiğini ifade eden Davutoğlu, bunun üzerine Türkiye'nin de KKTC ile Kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yaptığını, AB ve ABD'nin de Türkiye'nin bu konuda haklı olduğunu bildiğini belirtti.

Piri Reis ile başlatılan sismik araştırmaların başka gemilerle de takviye edileceğini dile getiren Davutoğlu, "Şu anda gemilerimiz alandadır. Kıbrıs'ın güneyinde de -biz çünkü Kıbrıs'ın bütünüyle ilgili bu anlaşmayı yaptık- sismik çalışmalarımızı yapıyoruz. Ümit ederiz ki Ekim ayında bu müzakerelerde bir gelişme olur sonra bütün araştırmalar birleştirilir. Olmazsa da biz tek taraflı bu uygulamayı kabul etmeyeceğimizi dile getirdik" diye konuştu.

Davutoğlu, "Etrafa pazu gösteren Türkiye imajı sizi tatmin ediyor mu? Komşularla sıfır sorun politikası bitti mi" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Biz komşularla sıfır sorun derken birisi bizim vatandaşlarımızı öldürdüğünde 'ses çıkarmayacağız' mı demek istedik? Böyle mi anlaşıldı bu? İsrail bizim vatandaşlarımızı öldürecek 'Komşularla sıfır sorunu benimsedik buna cevap vermeyelim' mi diyecektik? Devlet ahlakı, geleneği bunu mu gerektirir. Komşularla sıfır sorun derken Güney Kıbrıs, Kıbrıs'ın güneyinde araştırma yapacak, provokasyon yapacak biz tepki vermeyeceğiz demek mi? Sudan'da olaylar olduğunda niçin Ömer Beşir'in yanında duruyorsunuz diye soruyorlardı, ki durmadık. Darfur konusunda herkesten fazla çalıştık. 'Neden insan hakları konusunda Müslüman ülkeler söz konusu olduğunda sesiniz daha az çıkıyor?' diyenler şimdi Suriye'de, Mısır'da, Libya'da sesimiz yüksek çıkıyor diye 'Aman yanlış mı yapıyoruz?' diyorlar. İlkeli olmak lazım. Eleştiride de ilkeli, tutarlı olmakta fayda var."

Davutoğlu, gelecek hafta içinde Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin Türkiye'ye geleceğini ve Irak ile en geç Aralık ayında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği konseyini (YDSİK) yapacaklarını, Aralık ayı başında Bulgaristan ile, Kasım ayında Kıbrıs'ta bu sıkıntı yaşanırken Yunanistan'la ve Aralık ayı sonunda da Ukrayna ile YDSİK'yi gerçekleştireceklerine işaret ederek, ilişkilerin normal seyrinde devam ettiğini ifade etti.

Davutoğlu, "Ama birisi herhangi bir problem çıkardığında bunu pazu göstermek olarak değerlendirmeyin" diye konuştu.

-"NATO Erken Uyarı Radarı herhangi bir komşuyu hedef almıyor"-

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, NATO erken uyarı radarının Türkiye'de kurulması konusunda da şunları söyledi:

"Bizim için radar konusu ne anti-İrancılıktır ne herhangi bir komşuyu hedef almaktır. Bizim hükümet olarak görevimiz gittikçe artan nükleer yayılma ve balistik füze tehdidine karşı -en az 30 ülkede ve çok sayıda devlet dışı aktörde olacağı düşünülüyor- tedbirimizi şimdiden almak. Bu gelecek nesillere bir borcumuzdur. Nasıl alırsınız tedbirinizi? Kendi füze savunma sisteminizi geliştirerek. Bunu yapacağız. Savunma sanayi müsteşarlığımız içinde kendi savunma sistemimizi, ulusal kapasitemizi geliştireceğiz. Bunun yanında NATO'nun parçasıyız biz. NATO niçin var? Bugünler için var. Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarını karşılamak için var. Ve bizim Genelkurmay Başkanlığımızla, MİT Müsteşarlığımızla, ilgili bütün bilimsel kurumlarımızla yaptığımız bütün o değerlendirmeler sonucunda Türkiye topraklarının bir nükleer güvenlik şemsiyesi altında olması bizim için bir güvenlik meselesi.

Bu çerçevede biz müzakereleri yürüttük ve belli ilkeler koyduk ortaya. Hiç bir komşu ülke tehdit ilan edilmeyecek. Biz kimseden tehdit görmüyoruz ve hiç bir NATO belgesinde bu yer almadı. Bu yapı bütün topraklarımızı koruma altına alacak. Bu tesis bir füze tesisi değildir, füze kalkanı değildir. Türkiye'ye yabancı bir füze gelmeyecek. Sadece bir erken uyarı sistemidir ve caydırıcı niteliktedir, saldırı niteliğinde değil. Biz İran'lı dostlarımızla bunları çok açık bir şekilde konuştuk. Geçen sene İran oylamasında ne kadar samimiysek bugün de o kadar samimiyiz."

haber7

Politika
Abdullah Gül'den Danıştay'a yeni atama
Administrator tarafından yazıldı.    Cuma, 07 Ekim 2011 09:30    PDF Yazdır e-Posta

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Danıştay üyeliğine Hamit Ümit Aksoy’u seçti.Gül’ün kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Gül, Danıştay Üyeliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 155'nci ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 8 ve 9 uncu maddeleri gereğince, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü Hamit Ümit Aksoy’u seçti.

haber7

 
Davutoğlu: Gerekirse Suriye ile savaşırız
Administrator tarafından yazıldı.    Cuma, 07 Ekim 2011 09:21    PDF Yazdır e-Posta

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin bir iç kargaşaya girmesi Türkiye'ye de bir risk oluşturduğunda tedbir alınacağını söyledi.

Davutoğlu, 32. Gün programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtladı. Birand'ın "Suriye ile savaşa mı gidiyoruz?" sorusu üzerine halkın talepleri doğrultusunda Türkiye'nin Suriye halkının yanında yer aldığını ifade eden Davutoğlu, "Biz Suriye halkına yönelik baskıların artık kabul edilemez aşamaya geldiğini düşünüyoruz" dedi.

Bakan Davutoğlu, "Ne yapabiliriz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu konuda esas yapılabilecek olanı Suriye halkı yapacak. Ama bizim yapacağımız Suriye'nin komşusu olarak, Suriye halkı ile en yoğun ilişkileri yaşamış bir halk olarak atabileceğimiz çok adım var ve bunu da herkes biliyor" diye konuştu.

"Asker var mı bunun içinde?" diye soran Birand'a Davutoğlu, "Bizim için bir güvenlik sorunu olduğunda tabii ki. Biz Irak'ta Saddam, Kürt halkına baskıyı arttırdığında bir gecede 500 bin insan Türkiye sınırındaydı. Tabii o bölgeyi denetlemek için asker de dahil her türlü yöntem yani bir güvenlik sorunu haline dönüştüğünde bütün gerekli tedbirler alınır. Önemli olan şu aşamada Suriye gibi dost ve kardeş bir ülkenin böyle bir güvenlik sorunu haline dönüşmeden reformları gerçekleştirmesi, akan kanın derhal durdurulması. Önemli olan bu" dedi.

Bakan Davutoğlu, Birand'ın "Herhangi bir olası göç durumunda tampon bölge peşindeyiz biz" şeklindeki yorumu üzerine şunları söyledi:

"Hiçbir dönemde bizden tampon bölge kuracağımıza dair bir açıklama gelmedi ancak düşünün ki nisan-mayıs ayında olaylar arttığında on binlerce insan bizim sınıra doğru hareket etti. Biz tabii tedbirimizi almak durumundayız. İnsanlara bir duvar örüp 'burası benim sınırım buraya girmeyin' diyemeyiz. Bir ara sayı 15 bine kadar çıktı, şimdi 7 bin 600 civarında. Yarın diyelim sayı tekrar arttı, bilemeyiz. Bütün bu risklere karşı da Türkiye zayıfa kucak açan ve kendisinden eman dileyene eman veren devlet geleneğimiz içinde bu kardeş Suriye halkına o desteği vermek durumundayız. Ama bu bir tampon bölge şeklinde algılanmaması gereken bir husus. Önemli olan bu aşamalara gelmeden bu meselenin çözülmesiydi. Ama olmadı maalesef"

Reformların güvenlikle birlikte uygulanıp talepleri karşılandığında Suriye halkının tünelin sonunu görebileceği için alandan çekileceğini ancak bunu şimdi görmediğini belirten Davutoğlu, "Türkiye'nin Suriye'ye askeri müdahalesi söz konusu olamaz olsa olsa kendi topraklarına bir göç olursa önlem alır diyebilir miyiz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu sizin çıkarımlarınız. Ben şunu söylüyorum; Suriye'deki her iç gerilim Türkiye'yi, Irak'ı, Lübnan'ı, İsrail-Filistin'i, Ürdün'ü etkiler. Bütün bölgeyi etkiler. Bu anlamda bölgede şu anda Suriye'den daha önemli ülke yok, aynı anda bir çok krize müdahil durumda. Dolayısıyla Suriye'nin bir iç kargaşaya girmesi Türkiye'ye de bir risk oluşturduğunda tabii ki tedbir alınır" diye konuştu.

Davutoğlu, "Ne tür tedbirler alınabilir?" şeklindeki soruyu, bunu şimdiden söyleyemeyeceğini ifade ederek, "Devlet olmak her türlü senaryoya hazır olmaktır ama daha olmamış bir senaryoyu da tetiklememektir" diye yanıtladı.

Reformlar için Beşşar Esad'a her türlü teknik desteği verdiklerini anlatan Davutoğlu, "Esad ne zaman gider?" şeklindeki soruyu Beşşar Esad'ın durumunun Mübarek ve Kaddafi'nin durumunu gibi olmadığını belirterek şöyle yanıtladı:

"Çok karmaşık bir sosyolojik yapı var orada. Bu zor bir süreç ama şu an itibariyle halktan meşruiyet desteğini büyük ölçüde yitirmiştir, yakın çevresi dışında görünen tablo böyle. Yitirmemiş olsaydı hemen seçimlere gitme kararını kendi de alırdı, ümidi zamanla düzelir ama uyguladığı yöntemler düzelmekten çok öte. Eğer bu yöntemi devam ettirirse halkıyla çatışan bir rejimin ayakta kalması mümkün değil."

-"Uluslararası sularda hiç bir gemimize kimse müdahalede bulunamaz"

İsrail'e yaptırımlar sonrası dikkati çeken seyrüsefer serbestisinin anımsatılması üzerine, Türkiye'nin orada iki mesajı olduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Dünyanın neresinde olursa olsun bundan sonra Türk vatandaşlarına kimse dokunamaz, Latin Amerika açıklarında da olabilir, başka yerde de. Bunun hesabını sormak Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem hakkı hem sorumluluğudur. Uluslararası sularda seyrüsefer serbestliği dünyanın her yerinde olduğu gibi Doğu Akdeniz'de de uygulanacak. Eğer bu olmazsa yani Palmer ve Uribe'nin tek taraflı yazdığı raporla İsrail Gazze deniz blokajını meşru görürse, bu demektir ki İsrail açıklarında bile yani uluslararası sularda birisi Gazze'ye geliyorsa İsrail müdahale edebilir. İspanya veya Antalya önlerinde bile müdahale edebilir. Eğer böyle birşey meşru kılınırsa Akdeniz herkesin kendi alanını tayin ettiği ve uygun gördüğü gemiye müdahale ettiği bir yer haline gelir. Doğu Akdeniz bizim doğal havzamızdır."

"İsrail'in uluslararası sularda Türk gemilerine müdahalesi bundan sonra Türk donanması tarafından engellenecek mi" diye soran Birand'a Davutoğlu "Evet çünkü uluslararası sularda bayrak Türk bayrağıysa ve gemi Türk kontrolündeyse o gemi Türk toprağı sayılır. O egemenlik alanı içinde görülür. Bizim seyrüsefer serbestisinden kastettiğimiz budur. Bu tür müdahalelere müsamaha edilemeyeceğini ve her türlü tedbiri alacağımızı söyledik. Zaten böyle bir müdahale olursa bu tedbiri almak bizim hakkımız ve görevimiz. Uluslararası sularda, İsrail kara sularına girmedikçe hiç bir gemimize, ne taşıyor olursa olsun, kimse müdahalede bulunamaz" dedi.

-Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz aramaları-

Bir başka soru üzerine Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin başlattığı tek taraflı arama çalışmalarının barış görüşmelerini provoke ettiğini ifade eden Davutoğlu, bunun üzerine Türkiye'nin de KKTC ile Kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yaptığını, AB ve ABD'nin de Türkiye'nin bu konuda haklı olduğunu bildiğini belirtti.

Piri Reis ile başlatılan sismik araştırmaların başka gemilerle de takviye edileceğini dile getiren Davutoğlu, "Şu anda gemilerimiz alandadır. Kıbrıs'ın güneyinde de -biz çünkü Kıbrıs'ın bütünüyle ilgili bu anlaşmayı yaptık- sismik çalışmalarımızı yapıyoruz. Ümit ederiz ki Ekim ayında bu müzakerelerde bir gelişme olur sonra bütün araştırmalar birleştirilir. Olmazsa da biz tek taraflı bu uygulamayı kabul etmeyeceğimizi dile getirdik" diye konuştu.

Davutoğlu, "Etrafa pazu gösteren Türkiye imajı sizi tatmin ediyor mu? Komşularla sıfır sorun politikası bitti mi" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Biz komşularla sıfır sorun derken birisi bizim vatandaşlarımızı öldürdüğünde 'ses çıkarmayacağız' mı demek istedik? Böyle mi anlaşıldı bu? İsrail bizim vatandaşlarımızı öldürecek 'Komşularla sıfır sorunu benimsedik buna cevap vermeyelim' mi diyecektik? Devlet ahlakı, geleneği bunu mu gerektirir. Komşularla sıfır sorun derken Güney Kıbrıs, Kıbrıs'ın güneyinde araştırma yapacak, provokasyon yapacak biz tepki vermeyeceğiz demek mi? Sudan'da olaylar olduğunda niçin Ömer Beşir'in yanında duruyorsunuz diye soruyorlardı, ki durmadık. Darfur konusunda herkesten fazla çalıştık. 'Neden insan hakları konusunda Müslüman ülkeler söz konusu olduğunda sesiniz daha az çıkıyor?' diyenler şimdi Suriye'de, Mısır'da, Libya'da sesimiz yüksek çıkıyor diye 'Aman yanlış mı yapıyoruz?' diyorlar. İlkeli olmak lazım. Eleştiride de ilkeli, tutarlı olmakta fayda var."

Davutoğlu, gelecek hafta içinde Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin Türkiye'ye geleceğini ve Irak ile en geç Aralık ayında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği konseyini (YDSİK) yapacaklarını, Aralık ayı başında Bulgaristan ile, Kasım ayında Kıbrıs'ta bu sıkıntı yaşanırken Yunanistan'la ve Aralık ayı sonunda da Ukrayna ile YDSİK'yi gerçekleştireceklerine işaret ederek, ilişkilerin normal seyrinde devam ettiğini ifade etti.

Davutoğlu, "Ama birisi herhangi bir problem çıkardığında bunu pazu göstermek olarak değerlendirmeyin" diye konuştu.

-"NATO Erken Uyarı Radarı herhangi bir komşuyu hedef almıyor"-

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, NATO erken uyarı radarının Türkiye'de kurulması konusunda da şunları söyledi:

"Bizim için radar konusu ne anti-İrancılıktır ne herhangi bir komşuyu hedef almaktır. Bizim hükümet olarak görevimiz gittikçe artan nükleer yayılma ve balistik füze tehdidine karşı -en az 30 ülkede ve çok sayıda devlet dışı aktörde olacağı düşünülüyor- tedbirimizi şimdiden almak. Bu gelecek nesillere bir borcumuzdur. Nasıl alırsınız tedbirinizi? Kendi füze savunma sisteminizi geliştirerek. Bunu yapacağız. Savunma sanayi müsteşarlığımız içinde kendi savunma sistemimizi, ulusal kapasitemizi geliştireceğiz. Bunun yanında NATO'nun parçasıyız biz. NATO niçin var? Bugünler için var. Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarını karşılamak için var. Ve bizim Genelkurmay Başkanlığımızla, MİT Müsteşarlığımızla, ilgili bütün bilimsel kurumlarımızla yaptığımız bütün o değerlendirmeler sonucunda Türkiye topraklarının bir nükleer güvenlik şemsiyesi altında olması bizim için bir güvenlik meselesi.

Bu çerçevede biz müzakereleri yürüttük ve belli ilkeler koyduk ortaya. Hiç bir komşu ülke tehdit ilan edilmeyecek. Biz kimseden tehdit görmüyoruz ve hiç bir NATO belgesinde bu yer almadı. Bu yapı bütün topraklarımızı koruma altına alacak. Bu tesis bir füze tesisi değildir, füze kalkanı değildir. Türkiye'ye yabancı bir füze gelmeyecek. Sadece bir erken uyarı sistemidir ve caydırıcı niteliktedir, saldırı niteliğinde değil. Biz İran'lı dostlarımızla bunları çok açık bir şekilde konuştuk. Geçen sene İran oylamasında ne kadar samimiysek bugün de o kadar samimiyiz."

haber7

 
Meclis'teki askerî tabur kaldırılıyor
Administrator tarafından yazıldı.    Çarşamba, 05 Ekim 2011 07:37    PDF Yazdır e-Posta

 

YAŞ'ta oturma düzeni, 30 Ağustos'ta tebrikleri Genelkurmay başkanı yerine cumhurbaşkanının kabulü gibi 'sivilleşme' adımlarına bir yenisi daha ekleniyor.
Yıllardır tartışılan ve TBMM'nin güvenliği ile tören görevlerini yürüten Muhafız Taburu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in hazırladığı yeni Teşkilat Yasası ile kaldırılıyor. Partilerin de görüşü alınarak hazırlanan yasa teklifine son hali verilerek, Plan ve Bütçe Komisyonu'na gönderildi. Komisyon'da yarın görüşülecek kanun teklifiyle taburun yanı sıra iç, dış ve kapı güvenliğini sağlayan polis de Meclis'ten çıkarılıyor. Bunun yerine yeni bir 'güvenlik müdürlüğü' oluşturuluyor. Bu kapsamda 550 civarında güvenlik memuru istihdam edilecek. Asker ve polisin Meclis'ten ayrılması için ise 3 yıllık bir süre veriliyor.

YAŞ'ta oturma düzeni, 30 Ağus-tos'ta tebrikleri Genelkurmay Başkanı yerine Cumhurbaşkanı'nın kabulü gibi 'sivilleşme' adımlarına bir yenisi de Meclis'te ekleniyor. Meclis'in korunması, tören ve saygı nöbetleri vb. görevleri yerine getiren ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nın bir parçası olan TBMM'deki Muhafız Taburu kaldırılıyor. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, AK Partili Meclis başkan vekilleri Mehmet Sağlam ve Sadık Yakut'un 'milletvekili' sıfatıyla verdiği kanun teklifine göre artık 'Meclis Başkanlığı'nın sorumluluğuna tahsis edilmiş; bütün bina, tesis, eklenti ve arazinin emniyeti ve diğer kolluk hizmetleri başkanın emrinde Güvenlik Müdürlüğü tarafından' yerine getirilecek. Güvenlik Müdürlüğü için 550 civarında güvenlik memuru istihdam edilecek. Bu personelin mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, çalışma usul ve esasları Başkanlık Divanı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecek.

Meclis Başkanı'nın talebi üzerine TBMM'de düzenlenen resmî tören ve karşılamalar için Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı'ndan yeteri kadar askerî personel temin edilecek. TBMM'de görev yaptığı sürece askerî personel Başkan'ın emrinde görev yapacak. Ancak kanunun 'güvenlik'le ilgili maddesi 1 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu süreye kadar yeni güvenlik personelinin alımı, taburun ve polisin ayrılmasına ilişkin işlemler yürütülecek. Bu süre içinde mevcut güvenlik hizmetlerini yine asker ve polis yerine getirecek. Teklifin gerekçesinde, 'diğer pek çok demokratik ülkenin yasama meclislerinde olduğu gibi, TBMM'nin güvenlik hizmetlerinin kendi bünyesinde yer alan bir birim ve personel eliyle yerine getirilmesi'nin önemine işaret ediliyor. Halen Meclis'teki bütün bina, tesis, eklenti ve arazinin emniyeti ve diğer kolluk hizmetleri, Genelkurmay Başkanlığı'nca tahsis edilen askerî birlik ve İçişleri Bakanlığı'nca tahsis edilen polis kuvveti tarafından yerine getiriliyor.

Ayrıca teklifte Meclis'in idari yapısı yeniden belirlenirken, personel sayısı azaltılıyor, daire başkanlıkları da kaldırılıyor. Teklife göre, Meclis'e personel alımı sınavla yapılacak. TBMM Genel Sekreterliği'ne bağlı daire başkanlıkları kaldırılarak, 27 birim müdürlüğü oluşturulacak. Emekliliği gelen personel de ikramiye oranı artırılarak emekliliğe özendirilecek. Sözleşmeli ve geçici statüde çalışan personel sayısı, norm kadro sayısına düşünceye kadar personel alımı yapılamayacak.

zaman

 

 
Bahçeli'nin yeni anayasa için 3 şartı
Administrator tarafından yazıldı.    Salı, 04 Ekim 2011 11:16    PDF Yazdır e-Posta

 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında konuştu.. Bahçeli'nin gündeminde terör ve yeni anayasa çalışmaları vardı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, artan terör olayları nedeniyle ciğerinin yandığını söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslendi. Bahçeli, “Eğer terör saldırılarından dolayı hakikaten ciğerin yanıyorsa, yangına neden olanlara günün göster de samimiyetini ve neler yapabileceklerini görelim ve destek olalım. Bunun için 17 Ekim tarihinde Sınır Ötesi Tezkere kararını aldıktan sonra kara harekatını başlatacak iradeyi göster ve Türk bayrağını Kandil’e inmeyecek bir şekilde göndere çek” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yeni Yasama yılının ilk grup toplantısını yaptı. Toplantı TRT 3’te değil, kapalı devre yayın yapan ve internet üzerinden izlenebilen TBMM TV’den yayınlandı. TRT Haber de Bahçeli’nin konuşmasının bir bölümünü canlı yayınladı.

Bahçeli, konuşmasına yeni dönem de MHP’nin nasıl bir çalışma sergileyeceğini anlatarak başladı. Bahçeli Türk milletinin vekillerden kavganın değil uzlaşmanın dilini, ihtilafın değil buluşmanın ruhunu, bezginliğin değil mücadelenin nefesini ve teslimiyet değil cesaretin sesinin haykırılmasını istediğini belirterek MHP olarak bu dilek ve temennilere uygun hareket edeceklerini söyledi. Türkiye’yi bütünüyle kucaklayacak, meselelerini çözüm iradesiyle buluşturacak siyasi tutumlara cevapsız kalmayacakları mesajı veren Bahçeli, “Felakete davetiye çıkaracak, kapı aralayacak ve zemin oluşturacak her türlü siyasi maceraya, manevraya ve emele direnerek boşa çıkarma konusunda son derece coşkulu ve hazırız” dedi.

-BAHÇELİ’DEN ERDOĞAN’A SINIR ÖTESİ ÇAĞRISI-

Ankara Kızılay’da patlayan bomba, kaçırılan öğretmenler, devlet görevlileri ile sivilleri hedef alan terör eylemlerine dikkat çeken Bahçeli, “Artık terörün ölüm ve nifak saçan namlusu herkese doğrulmuştur” diyerek şunları söyledi:

“Kendisi ciğerinin yandığını iddia etse de bu sızlanmasının, içi boş ve hamasatten ibaret bir beyan olduğu açıktır. Başbakan’a buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Eğer terör saldırılarından dolayı hakikaten ciğerin yanıyorsa, yangına neden olanlara günün göster de samimiyetini ve neler yapabileceklerini görelim ve destek olalım. Bunun için 17 Ekim tarihinde Sınır Ötesi Tezkere kararını aldıktan sonra kara harekatını başlatacak iradeyi göster ve Türk bayrağını Kandil’e inmeyecek bir şekilde göndere çek.”

-MÜZAKERELERE 'ALÇALMA' TEPKİSİ-

Artan terör saldırılarıyla ilgili, “Hükümetin bölücülerle girdiği sıcak ilişkilerin acı sonuçları birer birer ortaya çıkmaktadır” değerlendirmesi yapan Bahçeli, “Başbakan kanlı örgütün meşum eylemlerine rağmen, teröristlerle hala görüşebileceğini söyleyerek milletimizin aklını, haysiyetini ve idrakını ayaklar altına almaktadır” eleştirisi getirdi. İmralı ile yapılan görüşmeleri ve imzalanma noktasına gelen protokollere tepki gösteren Bahçeli, “Başbakan’ın sözde önderlik yol haritasına bağlı kalarak bölücülere umut vermesi dünya durdukça unutulmayacak bir alçalma olarak hafızalara kazınacaktır” dedi.

-“SÖZDE TÜRK BAHARI”-

AKP’nin kanlı bir bölünmeye ortam hazırladığını ileri süren Bahçeli şöyle devam etti:
“Anlaşıldığı kadarıyla, bu defa da sözde Türk baharının bütün yönleri oluşmakta ve Türkiye AKP eliyle tasfiye edilmektedir. Başbakan’ın bölücülerle açıkça müzakere yapmaktan bahsetmesi bunun en somut delilidir. Kürt kökenli kardeşlerimizle PKK’yı ilişkilendirerek ayrımcılığı genişleten sorumsuzluğun ve densizliğin başka bir neticeye ulaşması mümkün olmayacaktır. Terör sorunu ile Kürt kökenli kardeşlerimiz arasında kurulacak bağın, bin yıllık kardeşlik hukukunu dinamitleyeceği aşikârdır.”

-“ERDOĞAN TÜLBENTLERİ DEĞİL AL YAZMALARI HATIRLASIN”-

Bahçeli, Barış Annelerinin kullandığı beyaz tülbenle ilgili, “Şimdi tülbentlerinizi nereye sereceksiniz” yönündeki açıklamasına da sert tepki gösterdi.

Bahçeli, “Başbakan Erdoğan, PKK militanlarına destek vermek amacıyla tülbentlerini iki de bir yere seren bazı zavallıları muhatap kabul ederek, bundan sonra tülbentlerin nereye serileceğini sorması da teröristlerle halk arasında kurulmaya çalışılan irtibatı güncelleyecektir. Kimin nereye ne serdiği bizim umurumuzda değildir. Katilleri masumlaştırmaya çalışan güruha hatırlatmak isterim ki; anaların, gelinlerin, bacıların şühedasına yaktığı ağıtlardan dolayı sırılsıklam olmuş al yazmaları, tüm temizliği ve saflığıyla kınalı ellerde ve şerefli alınlarda yücelmektedir. Başbakan Erdoğan’ın; teröristlerin arkasından serilenleri değil, şehitlerin arkasından sallanan yazmaları hatırlaması ve hakkını teslim etmesi ahlaken ve manen bir vecibedir.”

-ERDOĞAN’A İSPANYA ÖRNEĞİ-

PKK’yla yapılan müzakerelerin sonunun karanlık ve yıkım olduğunu ifade eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan’a Medeniyetler İttifakında Eşbaşkanlık yapan İspanya Başbakanının terör örgütü ETA’yla yaptığı müzakereyi örnek verdi. Madrid’de patlayan bir bombayla o sürecin tersine çevrildiğini kaydeden Bahçeli, “İspanya Başbakanı ise 2007 yılının Ocak ayında; büyük bir hata yaptığını kabul etmiş ve İspanyol vatandaşlarından özür dileme erdemini göstermişti. Başbakan Erdoğan da eninde sonunda aynı akıbetten kurtulamayacak ve inadının ve yaptıklarının hesabını mutlaka verecektir” dedi.

-“YENİ ANAYASADA ‘HAYIR’ UYARISI”-

MHP lideri Bahçeli yeni Yasama yılının ilk grup toplantısında Anayasa çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in girişimleriyle, Meclis platformunda uzlaşma iklimi oluşturulmasının istismarcı ve art niyetli olmadıktan sonra faydalı olacağını düşündüklerini açıklayan Bahçeli, Uzlaşma Komisyonuna temsilci göndereceklerini söyledi. 12 Eylül referandumunda partisinin “Hayır” tavrının arkasında durduklarını kaydeden Bahçeli, “O günkü AKP zihniyeti tekrar karşımıza çıkarsa emin olun aynı kararlılığı sonu ve bedeli ne olursa olsun yine göstermekten çekinmeyiz” dedi.

-YENİ ANAYASA’DA SÜREYE TEPKİ-

Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın yeni anayasa için 9 ay süre biçmesinin uzlaşma adap ve seyrine uygun düşmediğini belirterek, “Uzlaşma ortamının filizlendiği bir zaman diliminde, aceleyle anayasa hazırlık çalışmalarının süresini tayin etme gayreti siyasi saygı ve nezaketi dışlayan bir davranış olmuştur. Bu hassas süreci sabote edebilecek görüş ve düşüncelerden en başta Başbakan’ın bizzat kendisi kaçınmalıdır. Bugünden, yeni anayasa hazırlık ve uzlaşma çabalarını gölgelemek ya da buna çanak tutan izharlarda bulunmak işbirliğine dönük girişimleri baltalayacaktır” dedi.

Bahçeli, yeni Anayasa çalışmalarıyla ilgili bir uyarıda da bulundu. Bahçeli, “Türkiye’nin varlık yokluk mücadelesi verdiği bir zaman aralığında, anayasanın bu kadar gündeme getirilmesi başka amaçların ve hedeflerin hesaba dâhil edildiğini kanıtlamaktadır. Terörün zirve yaptığı bu karanlık dönemde, anayasa taleplerinin sürekli gündemde tutulması, şaibeli bir pazarlık sürecinin sürekli mevzi elde ettiğine delalettir” dedi. Bahçeli, “Demokrasi ve özgürlük sloganlarıyla aziz millet varlığına kast eden etnik bölücülüğün ve bunlara yardım ve yataklık yapanların taarruzlarına direnecekleri” mesajı verdi.

-GÜL’ÜN KONUŞMASINA ELEŞTİRİ-

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Meclis açılışında yaptığı konuşmayı, “vasat ve vizyondan mahrum” olarak nitelendiren Bahçeli şöyle devam etti:

“Sayın Abdullah Gül’ün sözlerinin ana fikrinde, yeni anayasa merkeze oturmuş ve dikkatler bu noktaya kilitlenmiştir. Bize göre bu konuşmanın satır aralarının iyi okunması ve dikkatli bir şekilde tahlil edilmesi gerekmektedir.

Sayın Gül, yeni anayasa yapımıyla ilgili vazife ifa edilirken, millet temsilcilerine sorumluluk ve özgüven içine hareket etmelerini tavsiye etmiştir. Hatırlatmak isterim ki, bu zamana kadar Gazi Meclis’in aziz temsilcileri her konuda sorumluluklarının şuurunda olarak özgüvenli bir şekilde görevlerini yerine getirmişlerdir. Makamı ve pozisyonu ne olursa olsun, milletvekillerine nasıl davranmaları gerektiği konusunda telkin, yönlendirme ve ikaz ancak ve ancak aziz milletimiz tarafından yapılacaktır. Bunun dışında hiç kimsenin TBMM’ne üsten bakma ve nasihat etme gibi bir hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın söz ettiği her türlü özgürlük çağrılarının ise sınırı ve hacmi, nerede durup neleri ihtiva edeceği muamma olduğu kadar da tehlikelidir. Acaba bugünkü AKP iktidarı her türlü özgürlüğe toleranslı ve hoşgörülü bir şekilde yaklaşmakta mıdır? Basılmamış kitapları toplatmanın neresinde özgürlük vardır? Telefon dinlemelerinin, özel hayatın gözetim altına alınmasının özgürlüklerle bağı ve bağlantısı nedir? Ses kayıtlarıyla siyaset tanzimine yönelenlerin, röntgencilikle evlere kamera yerleştiren karanlık suratların can simidi midir özgürlük? Aralarında değerli arkadaşımız İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan’ın da bulunduğu, milletin vekillerinin dört duvar arasında tutulması mı özgürlüktür? PKK’ya müsamaha göstermek, terörle mücadele edenlere zalimce davranmak özgürlüğün neresine sığdırılmaktadır? Uzayan mahkeme safahatları neticesinde tutuklulukları fiili mahkûmiyete dönüşenlerin içler acısı halleri özgürlüğe duyulan bağlılıktan mı kaynaklanmıştır? Özel yetkili savcıların terör estirmeleri midir özgürlükten murat edilen?”

-"ASLA GERİ ADIM ATMAYIZ"-

“Etnik bölücülüğü meşrulaştırarak milletten ayrılma bahanesi olarak kullanacaksanız, biliniz ki Milliyetçi Hareket karşınızdadır ve mücadelesinden asla geri adım atmayacaktır” diyen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Gül’ün “Anayasaların milletin farklı siyasi çizgilerini zapturapt altına alma anlayışından uzak durulmasını” sözlerini ilginç bulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Peki, içinden geçtiğimiz süreçte hangi siyasi eğilim ve tarz yasaktır veya yasaklanması düşünülmektedir? Ne hazindir ki, Türk milletini bölmeyi hedefleyen ve demokratik özerkliği programına alan partilere bile hukuk kuralları zorlanarak, tahammül ve dayanma noktaları bükülerek göz yumulmaktadır. Şayet bu açık gerçek görülmüyorsa milletin suyu da ekmeği de haram lokma olarak boğazlara duracaktır.

Sayın Gül’ün anayasanın esnek olması yönündeki talebi de manidardır. Nitekim esneklikten kasıt her yöne çekilebilen, her kalıba girebilen, köşeleri olmayan, sınırları ve kuralları bulunmayan bir anayasanın hazırlanması ise bunun ne devlete ne de millete hayrının dokunmayacağını herkes iyi bilmelidir. Bununla birlikte Sayın Cumhurbaşkanı sözde Kürt sorununa atıf yaparak bu meselenin çözülmesi gerektiğine göndermede bulunmuştur. Çelişkiye bakınız ki, Başbakan Erdoğan bir tarafta Kürt sorunu bitmiştir derken, diğer tarafta devletin en yüksek makamı bu sözde sorunu kabul etmekte ve devam ettiğini iddia etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit haklara sahip vatandaşları arasında böyle bir ayırım ve sınıflandırma yapılmasının Türkiye’nin milli birliğini tahrip edeceği ve karşımıza etnik çatışma ve ayrışma sürecini çıkaracağı çok açıktır.

Ayrıca, Sayın Gül’ün bizim açımızdan mühim bir başka ifadesini dikkatlerinize sunmak istiyorum. Yaptığı konuşmasında; devletin birliği ve bölünmez bütünlüğünün temel siyasi perspektifleri ve tartışmaya açık olmayan ilkeleri olduğunu dile getirmiştir. İlk bakışta gayet masum ve kabul edilebilir olan bu düşüncenin, şifreleri çözüldüğünde karşımıza vahim bir manzara çıkmaktadır. Halen yürürlükte bulunan Anayasamız’ın üçüncü maddesinin birinci fıkrasında; Türkiye Devleti’nin; lütfen dikkat buyurunuz, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu vurgulanmaktadır. Burada, önümüzdeki süreçte milletten taviz vererek anayasa hazırlığının çatısı inşa edilmek isteniyorsa, yanlış hesabın başkent Ankara’nın tarihi yemininden ve Türk milletinin kudretinden mutlaka geri döneceğini ilgililerin bilmesinde sonsuz fayda bulunmaktadır.

 

haber7

 
"CHP belge isterse veririz"
Administrator tarafından yazıldı.    Pazartesi, 03 Ekim 2011 11:12    PDF Yazdır e-Posta

 

Başbakan Erdoğan, Alman Vakıfları polemiğiyle ilgili açıklama yaptı

Başbakan Tayyip Erdoğan, Makedonya dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken gündeme getirdiği "Alman Vakıfları" konusuyla ilgili açıklama yaptı. Güney Afrika gezisi öncesi havalimanında soruları yanıtlayan Erdoğan, bazı Alman vakıflarının CHP'li ve BDP'li belediyelerle ihale anlaşmaları yaptığını belirterek, "Türkiye'de bu tezgah yeni değil. Ana muhalefet partisi kendi belediyelerini araştırsın. Eğer isterlerse biz de kendilerine gerekli belgeleri veririz" şeklinde konuştu.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben Alman vakıfları için isim vermeyeceğim, arar kendiniz bulursunuz demiştim. Şimdi bu vakıfların kendi fonları var bazı yerlere hibeler yapıyorlar. Ben ne demişim. Belediye ile kredi sözleşmesi yapıyorlar. Gazeteci arkadaşlarımız soruyor. Konunun aslı şudur.
Bu söylenen vakıflar tabi benim konuşmamla da gündeme gelmedi. Türkiye'de bu konu daha önce de medya vasıtasıyla gündeme geldi. Alman vakıflarının Türkiye'de uzun zamandır bu tür girişimleri var. Hatta ana muhalefet partisine bu şekilde yardımı da tartışma konusu olmuştur. Ama işin üzerine gidilmediği için belli bir noktada kalmıştır. Ana muhalefete partisi kendi belediyelerini 'Siz hangi Alman vakıfları ile işbirliği içindesiniz?' diye bir araştırsın. Bu konuda özel bilgi ve belgeleri isterlerse biz onlara bunu da sağlarız, görüşürüz, yardımcı oluruz. Benim anlattığım konu budur. Özellikle BDP'li belediyelere de bu tür vakıflar hibe mekanizmasını çok iyi çalıştırıyolarlar."

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Başbakan Erdoğan, Makedonya gezisi dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada "Bu belediyelere bazı vakıflardan destek gidiyor. Özellikle Almanlar bu konuda iyi bir durumda değil. Almanya’daki o vakfın ismini vermeyeceğim. Bu tür vakıflar özellikle CHP’li ve BDP’li belediyeler ile kredi sözleşmeleri yapıyorlar. Bu kredi sözleşmelerini yapmakla kalmıyorlar, hangi müteahhitlerle iş yapmaları gerektiği işareti veriyorlar. Kanalizasyon işi yapıyor. Ama şu firmaya vereceksiniz diyor. Baktığınızda yasaya uygun gibi görünüyor olay. Bu yolla resmen PKK’ya para gönderiyor o vakıflar" ifadelerini kullanmıştı.

CHP: BAŞBAKAN SÖZLERİNİ KANITLASIN

Başbakan'ın suçlamasına yönelik CHP adına açıklama yapan Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ise, '"Başbakanı sözlerini kanıtlamaya davet ediyoruz" demişti. Günaydın, ''Başbakanlık iddia ortaya koyma makamı değildir. Başbakanın görevi devletin tüm kurum ve olanaklarıyla ortaya atılan iddiaları araştırmak ve ortada bir suç şüphesi varsa gereği yapılmak üzere konuyu yargıya intikal ettirmektir. Başbakanın konuşması siyasi açıdan analiz edildiğinde gündem saptırma amacı taşıdığı görülmektedir. Başbakanı sözlerini kanıtlamaya davet ediyoruz'' şeklinde tepkisini dile getirmişti.

haberturk

 

 

 


JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL