Hata
  • XML Parsing Error at 1:171. Error 4: not well-formed (invalid token)
Başbakan Deprem Bölgesine Gidiyor

Başbakan Erdoğan deprem bölgesine gitmek için Kısıklı'daki evinden ayrıldı.

Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından Başbakan Erdoğan Kısıklı'daki evinden ayrılarak deprem bölgesine hareket etti.

Öte yandan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da deprem bölgesini gözlemlemek için Van'a gidiyor.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Bölgedeki vatandaşlar tüm operatörlerden 112 ve 115'e yardım istemek için mesaj atabilirler" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise deprem bölgesine yarın gidecek.

Bu arada Bakanlar Kurulu depremle ilgili yarın saat 11'de toplanacak.

Van'da 7,2 büyüklüğünde deprem

 

Van'da, merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü merkezli 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

17:04 - 112 Ekipleri'ne gönüllü yardım çağrısı
İstanbul'da görev yapan 112 Hızır Acil Ekipleri'ne deprem bölgesine gitmeleri için çağrı yapılıyor. Van'da meydana gelen depremde gönüllü olarak görev yapmaları için acil yardım çağrısı yapılan personelin saat 19.00'a kadar komuta merkezinde hazır olmaları istendi.

17:00 - Erciş'te 80 bina çöktü, ölü sayısı 30'a ulaştı
Van'da meydana gelen deprem Erciş ilçesindeki 80 binayı yıktı. İlk belirlemelere göre, ölü sayısı 30'a ulaşırken, onlarca yaralı çevre il ve ilçelere sevk edildi.

16:46 - Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde 1 hafta ara
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde (YYÜ), kentte yaşanan 7.2'lik depremin ardından eğitime bir hafta ara verildi. YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, yaptığı açıklamada, sadece kampüs içinde 3 binada hafif çaplı hasar olduğunu, yaralanma veya can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

16:43 - Toplam 33 artçı deprem yaşandı
Uzmanlar Van'daki depremin ardından artçı depremlerin 3-4 gün sürebileceğini bildirirken, şu an itibariyle bölgede toplam 33 artçı sarsıntı daha meydana geldi. Van'da büyük yıkıma neden olan 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 5.5 olmak üzere 33 artçı deprem daha gerçekleşti.

16:41 - Ankara'dan Van'a ekip gönderildi
Van'da meydana gelen depremin ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesince 18 kişilik bir arama kurtarma ekibini bölgeye gönderildiği bildirildi. Ekibin, K-9 adı verilen 3 arama kurtarma köpeğini de Van'a götürdüğü belirtildi.

16:38 - 112 ve 155'e mesaj atın
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Van'da büyük bir deprem yaşandığını belirterek, Van Ferit Melen havaalanının uçuş trafiğine açık olduğunu, kendilerinin de Van'a gideceklerini bildirdi. Bakan Yıldırım, depremden dolayı yardıma ihtiyacı olan vatandaşların, 112 ve 155 çağrı merkezlerine mesaj atabileceklerini, bunun tüm operatörler için geçerli olduğunu söyledi.

16:26 - Erciş'te 10 ölü, 60 yaralı
Van'da meydana gelen deprem özellikle Erciş ilçesinde büyük hasara yol açtı. İlk belirlemelere göre, Erciş'te 10 kişi hayatını kaybetti, 60 kişi yaralandı. Enkaz altından kurtarma çalışmaları sürüyor. Erciş'teki Çınarlı Mahallesi ile Atatürk ve Kışla caddelerinde büyük hasar meydana geldi, birçok bina yıkıldı. Zeylan Caddesi'ndeki Eroğlu Apartmanı, Atatürk Caddesi'ndeki 5 katlı otel, Van Yolu Caddesi'ndeki 3 bina adeta yerle bir oldu.

16:26 - Siirt'ten ilk yardım ekibi Van'a gitti
Van'da meydana gelen deprem nedeniyle Siirt'ten ilk yardım ekibi UMKE yola çıktı. Sağlık İl Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, ilk yardım ekibi olarak 3 uzman doktor, bir psikolog ve 8 kişilik yardım ekibinin Van'a hareket ettiklerini söyledi.

16:17 - Van'da 10 Erciş'te 25-30 bina ve 1 yurt yıkıldı
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van'da meydana gelen deprem nedeniyle il merkezinde 10 bina, Erciş'te 25-30 bina ve 1 öğrenci yurdunun yıkıldığını bildirdi.

16:10 - Ambulans uçak ve helikopter sevk ediliyor
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, merkez üstü Van'ın Erciş ilçesi olan depremin ardından bölgeye ambulans, uçak ve ambulans helikopterlerin sevk edildiğini söyledi.Erciş'teki hastanelerin yeterli olamayacağına değinen Bakan Akdağ, "Erciş buna yeterli olamaz. Yaralılar başka yere intikal ettirilecek. Süratle bunun hazırlığı içindeyiz." diye konuştu.

16:06 - Kılıçdaroğlu deprem bölgesine gidiyor
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 7,2 büyüklüğünde depremin olduğu Van'a gideceği bildirildi. Yalova'da incelemelerde bulunan Kılıçdaroğlu'nun yarın geçmiş olsun demek ve incelemelerde bulunmak, depremin zararlarını yerinde görmek üzere Van'a gideceği belirtildi.

16:03 - Kandilli depremin büyüklüğünü artırdı
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Van'da meydana gelen depremin büyüklüğünün 7.2 olduğunu bildirdi.

16:02 - Bitlis'te 1 kişi depremde hayatını kaybetti
Van'da meydana gelen deprem, Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde de can kaybına yol açtı. İlçeye bağlı Aydınlar beldesinde bir evin yıkılması sonucunda 9 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti.

15:56 - Van'da 17 artçı deprem yaşandı
Van'da büyük yıkıma neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 5.5 olmak üzere 17 artçı deprem daha gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada Tavanlı merkezli saat 13.41'de gerçekleşen ana depremin ardından Van ve civarında 17 artçı deprem oldu.

16:03 - Kandilli depremin büyüklüğünü artırdı
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Van'da meydana gelen depremin büyüklüğünün 7.2 olduğunu bildirdi.

16:02 - Bitlis'te 1 kişi depremde hayatını kaybetti
Van'da meydana gelen deprem, Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde de can kaybına yol açtı. İlçeye bağlı Aydınlar beldesinde bir evin yıkılması sonucunda 9 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti.

15:56 - Van'da 17 artçı deprem yaşandı
Van'da büyük yıkıma neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 5.5 olmak üzere 17 artçı deprem daha gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada Tavanlı merkezli saat 13.41'de gerçekleşen ana depremin ardından Van ve civarında 17 artçı deprem oldu.

15:50 - Akşam öncesi çadırlar kurulmuş olacak
Kızılay Başkanı Ahmet Akar, akşam saatlerine kadar 250 kişilik bir ekibin deprem bölgesinde konuşlanmasını beklediklerini belirterek, "Umut ediyorum ki, bu akşama varmadan oradaki çadırlarımızı kurmuş ve yemeklerimizi çıkarmış olarak afetzedelere hizmet etmeye başlayacağız." dedi.

15:40 - Cumhurbaşkanı Gül, Van Valisi'nden bilgi aldı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, depremin ardından Van Valisi Münir Karaloğlu'ndan bilgi aldı. Van Valisi Karaloğlu, kendisini telefonla arayan Cumhurbaşkanı Gül'e, Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremle ilgili bilgi verdi.

15:31 - Van'da deprem: 3 ölü, 80 yaralı
Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem, il merkezinin yanı sıra özellikle Erciş ve Muradiye ilçelerinde etkili oldu. İlk belirlemelere göre, 3 kişi hayatını kaybetti, 80 kişi yaralandı. Van ve Erciş'te elektrikler kesildi. Alınan bilgilere göre, özellikle Erciş'te ciddi hasar meydana geldi. Çınarlı Mahallesi ile Atatürk ve Kışla caddelerinde büyk hasar meydana geldi, bir çok bina yıkıldı. Eski binaların yanı sıra 5 yeni bina da çöktü. Enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları sürüyor.

15:22 - Kandilli Rasathanesi'nden büyüklük açıklaması
Kandilli Rasathanesi depremin çok şiddetli sıkalasında yer aldığını bildirdi. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Van'da meydana gelen deprem çok şiddetli sıkalasında yer alıyor. Yetkililer depremin yerel büyüklüğünün 6.6, moment büyüklüğünün de 7.2 olduğunu belirtti.

15:25 - Başbakanlık: Can ve mal kaybı yaşandı
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından yapılan açıklamada, ''Deprem, Van ve ilçelerinde çok kuvvetli hissedilmiş olup, ilk belirlemelere göre hasar ve can kaybı meydana getirmiştir'' denildi.

SAAT: 15:05 - Kızılay yardım malzemeleri gönderdi
Kızılay, Van'da meydana gelen depremin ardından bölgedeki depolarından bölgeye çadır, battaniye ve diğer yardım malzemelerini göndermeye başladı. Depremin ardından, bütün birimler acil duruma geçti. Kızılay Afet Operasyon merkezinde gelişmeleri takip etmek için kriz masası oluşturuldu. Erzurum başta olmak üzere yerel lojistik depolarından çadır, battaniye ve diğer ihtiyaç malzemeleri de Van'a gönderilmeye başlandı.

SAAT: 14:54 - Muradiye Devlet Hastanesi boşaltıldı
Van'da meydana gelen depremin kentin yanı sıra ilçelerde de ciddi hasara yol açtığı bildirildi. Depremin Erciş'te çok sayıda binanın yıkılmasına neden oldu, özellikle Vanyolu ve Beyazıt mahallelerinde ciddi hasara yol açtı. İlçedeki çok sayıda eski ve çok katlı binanın yıkıldığı, enkaz altında kalanlar olduğu, bazı yerlerden duman yükseldiği belirtildi. Telefon ve elektrik hatlarının çalışmadığı ilçede, bazı yolların kapandığı, ilçedeki hastanenin yetersiz kaldığı öğrenildi. Muradiye Devlet Hastanesindeki hastaların deprem nedeniyle dışarı çıkarıldığı, hastanenin yanında boş bir arazide çadır kurulacağı belirtildi.

SAAT: 14:49 - Van'da artçı depremler devam ediyor
Van'da büyük yıkıma neden olan 7,2'lık depremin ardından 5.4 ve 5.5'lik iki artçı deprem daha gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi'nin verdiği bilgiye göre, Van'ın Tabanlı ilçesi merkezli 7,2 büyüklükteki depremden 7 dakika sonra 5.5'lik 15 dakika sonra ise 5.4'lük iki artçı gerçekleşti. Ana depremin derinliğinin 5.0'lik olduğu ifade edilen Rasathane kayıtlarında, ilk artçı depremin ise derinliği 9.0 olarak açıklandı.

SAAT: 14:49 - Tıp Fakültesi Hastanesi'ne 50 yaralı getirildi
Van'daki deprem nedeniyle yaralanan yaklaşık 50 kişi, hastaneye getirildi. Depremde yıkılan bazı ev ve iş yeri enkazından çıkarılan yaralılar, hastanelere ulaştırılmaya başlandı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, artçı sarsıntıların devam etmesi nedeniyle hastalar bahçeye taşındı. Depremdeki enkazdan yaralı kurtarılan yaklaşık 50 kişiye ilk müdahaleleri hastane bahçesinde yapılıyor. Yaralılar arasında emniyet ve jandarma görevlileri de bulunuyor.

SAAT: 14:50 - Başbakan Erdoğan'a Van'a gidiyor
Başbakan Erdoğan tüm programını iptal ederek Van'a gidiyor. Afet ve Acil Yönetimden Sorumlu Bakan ve birçok bakan Van'a hareket etti.

SAAT: 14:30 - İki büyük deprem daha meydana geldi
Kandilli Rasathanesi, Van Tabanlı köyündeki 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından Ilıkaynak ve Gedikbulak köyleri merkezli iki deprem daha ölçüldüğünü bildirdi. Kandilli Rasathanesi'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Merkeze bağlı Ilıkkaynak köyünde saat 13.48'de 5.4, merkeze bağlı Gedikbulak köyünde ise saat 13.56 itibariyle 5.5 büyüklüğünde iki deprem daha ölçüldü.

SAAT: 14:10 - ABD verilerine göre 7.3 şiddetinde
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi'ne göre deprem 7.3 büyüklüğünde meydana geldi.

SAAT: 14:00 - Vatandaşlar sokaklara çıktı
Merkez üssü Van'ın Merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü olan 7,2 büyüklüğündeki deprem çevre illerde hissedildi. Artçı sarsıntılar nedeniyle çevre illerdeki vatandaşlar da evlerini terk ederek sokaklara çıktı. Depremde kent merkezinde çok sayıda binanın çöktüğü belirtildi. Kazım Karabekir Caddesi'nde bulunan 7 katlı binanın çökmesi sonucu bazı vatandaşlar enkaz altında kaldı. İtfaiye ekipleri enkaz altındaki vatandaşları kurtarmaya çalışıyor.

SAAT: 13:55 - Van'daki deprem Batman'da da hissedildi
Batman'da hissedilen yer sarsıntısı paniğe neden oldu.Van'da meydana gelen deprem sebebiyle paniğe kapılan vatandaşlar kendini dışarı attı. Kentte büyük korkuya neden olan sarsıntı sonrası ilk bilgilere göre ölü veya yaralı olmadığı belirtildi.

SAAT: 13:50 - Van'da 7,2 büyüklüğünde deprem
Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem Diyarbakır, Şırnak, Siirt, Batman, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi. Van'da, merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü merkezli 7,2 büyüklüğünde deprem Diyarbakır, Batman, Şırnak, Muş, Erzurum, Bingöl, Bitlis, Siirt, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi. Deprem bölgede paniğe neden olurken bazı vatandaşların ev ve iş yerlerinden dışarı çıktığı görüldü. Bu arada, depremin büyüklüğü, Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi'nde 7.0 olarak ölçüldü. Merkez üssü ise Van ile Muradiye arasında Erçek Gölü'nün kuzeyinde Akçift köyü olarak tespit edildi.

 

zaman

'81 il teröre karış tek yürek'

Beyoğlu'nda teröre karşı eylem yapan farklı illerden birçok vatandaş birlik ve beraberlik mesajları verdi. Galatasaray Lisesi önünde toplanan eylemci grup, terör saldırılarının huzuru bozmak ve kaos çıkarmak için yapıldığını söyledi.

Türkiye'nin çeşitli illerinde düzenlenen eylemlerde 24 şehidin verildiği Çukurca'daki hain saldırı protesto ediliyor. İstanbul'da en kapsamlı protestoların yapıldığı adres ise Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi oldu. Galatasaray Lisesi önünde Beyaz Hareket Derneği'nin düzenlediği protesto gösterisine 81 ilden vatandaş katıldı. 'Ey kardeşim! Bin yıldır beraberiz; binlerce yıl beraber olacağız', '81 il el ele Tek yürek Türkiye' yazılı pankart açan grup basın açıklaması yaptı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Ömer Bulut Çukurca saldırısını şiddetle kınadıklarını söyledi. Huzuru bozmak ve kaos ortamı oluşturmak için bu tür saldırıların yapıldığına dikkat çeken Bulut, "Kendi coğrafyasında Ortadoğu'da Kuzey Afrika'da barışı tesis etmeye çalışan Türkiye büyük bir mesafe kaydetmiştir. Bu politikaların yansıması birçok ulusal ve uluslar arası aktörleri paniğe sevk etmiştir. Bu aktörler oluşan barış ortamını yapılan olumlu gelişmeleri sabote etmek, huzur bozmak ve kaos oluşturmak için kanlı ve hain eylemlere başvurmaktadır. Bizler bin yıldır devam eden sonsuza kadar devam edecek kardeşliğimizin çok sağlam bağlarla bağlı olduğunu biliyoruz. Karanlık ellerin oluşturmak istediği panik ve kaos havasını engellemek ve halkımıza sağduyu mesaji vermek için bu eylemi gerçekleştiriyoruz. İnanıyoruz ki bu yapılanlar 74 milyon insanımızı ayrıştırmak bir yana daha sıkı bağlarla bağlayacak ve yeni anayasa ile birlikte aydınlık bir Türkiye hedefimize daha da yaklaştıracaktır." şeklinde konuştu.

TERÖR SALDIRILARINI PROTESTO EDEN GRUPLAR İSTİKLAL'DE BULUŞTU

Çukurca'daki hain saldırıyı protesto etmek isteyen eylemci gruplar, Taksim ve İstiklal Caddesi'nde buluştu. İlk eylem Beşiktaşlı taraftarlar tarafından yapıldı. Daha sonra gruplar halinde Taksim'e gelen Türk bayraklı binlerce vatandaş, İstiklal Caddesi'nde birbirine karıştı. Türk bayrağı açan grup sık sık terör örgütü aleyhinde sloganlar attı. Grubun eylemine caddedeki vatandaşlar da destek verdi. Türk bayrağına sarılı tabut ile Taksim Meydanı'na gelen eylemciler ise ilginç görüntüler oluşturdu. Çevik kuvvet polisleri de olası bir provakasyona karşı geniş güvenlik önlemi aldı. İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı'nda belirli yerlere polisler koğuşlandırıldı. Polis helikopteri ise havadan güvenliği sağladı.

Protestocu gruplar olaysız bir şekilde dağıldı.

 

- Beşiktaş taraftarından 'terör' protestosu

Dolmabahçe'de toplanan bir grup Beşiktaş taraftarı, terör örgütünün saldırılarını protesto etti.

Terör örgütü PKK'nın Çukurca'daki 24 askerin şehit olduğu saldırılarına, bir tepki de Beşiktaş taraftarından geldi. Yaklaşık 750 kişilik taraftar grubu Dolmabahçe'de toplandı. Taksim'e doğru yürüyüşe geçen taraftar grubu, şehit askerlerin fotoğraflarını taşıdı. Gümüşsuyu caddesi üzerinden Taksim Meydanı'na gelen taraftarlar burada basın açıklaması yaptı.

Grup adına açıklama yapan bir taraftar, "Aziz vatan toprağına şehit kanı akıtılması artık bir kader değildir. Bu aziz milletimizden alınan bir intikamdır. Bizler uzun zamadır yutkunamıyoruz. Göğsümüzdeki Ay-Yıldız armanın kırmızısı sızlıyor. Bizler bu gün çözüm değil hakkını isteyenleriz. Teselli değil bedel isteyenlerdeniz." dedi.

'Şehitler ölmez, vatan bölünmez', 'Vatan sana canım feda' şeklinde sloganlar atan grup, basın açıklamasının ardından meşale yaktı.

Çevik kuvvet ekiplerinin geniş güvenlik önlemi aldığı eylemde, taraftarlar olaysız dağıldı.

Kazan'dan çıkış yok

Çukurca'da 24 Mehmetçik'i şehit eden terör örgütüne karşı başlatılan operasyonlar, Irak sınırındaki Kazan ve Belat Vadisi'nde yoğunlaştı. Özel birlikler, Kobra helikopterlerin desteğiyle bölgeyi kuşattı. Çukurca saldırısını gerçekleştiren grubun da çembere alındığı bölgede, son üç günde 93 terörist öldürüldü. Sınır ötesinde ise komandolar, Zap kampının da içinde olduğu Haftanin'de girilmedik mağara bırakmıyor.

Hakkâri'nin Çukurca ilçesinde 24 askerin şehit edilmesinin ardından yurtiçi ve sınır ötesinde başlatılan operasyonlar bütün hızıyla sürüyor. Dün, Irak sınırının sıfır noktasındaki Kazan Vadisi ile Belat Vadisi'nde 49 PKK'lı öldürüldü. Böylece Çukurca baskınından sonra bölgede etkisiz hale getirilen terörist sayısı 93'ye yükseldi. Askerî birlikler Şırnak'ın Cudi ve Gabar Dağı bölgesinde de operasyon yürütüyor. Komandolar uçar birlik harekâtıyla bölgeye indirilirken, Şırnak 23'üncü Tümen Komutanlığı'ndan kalkan Kobralar da hava desteği sağlıyor. Bölgeyi kontrol altına alan komandoların, Çukurca saldırısını yapan örgüt üyelerini kıstırdığı öğrenildi. Kuzey Irak'taki özel birlikler ise PKK'nın Hakurk, Avaşin-Baysan, Zap ve Haftanin kamplarına doğru ilerliyor. Hava destekli harekâtta zaman zaman sıcak temas sağlanıyor. Zap kampını da içinde barındıran Haftanin'de yoğunlaşan operasyonda sığınak ve mağaralar tek tek temizleniyor.

İnsansız hava araçlarının görüntülerinden faydalanan birlikler, Diyarbakır 2'nci Taktik Hava Üs Komutanlığı'ndan kalkan F-16 savaş uçaklarından da yardım alıyor. Uçaklar belirlenen koordinatlara bomba yağdırıyor. Suriyeli Bahoz Erdal kod adlı Hüseyin Feyman'ın yönettiği Zap'ın, Bordo Bereliler, Jandarma Özel Harekat timleri ve komandolar tarafından ablukaya alındığı öğrenildi. Örgüt üyelerinin kamplara yakın köylere geçişlerini önlemek için bölge çembere alınıyor.

Kuzey Irak'taki Zaho, Batufa, Begova, Dohuk ve Bamerni'deki Türk askeri üsleri de alarma geçti. Bu üslerdeki yaklaşık 2 bin askerin de operasyona katılması için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile temaslar sürüyor. PKK'lıların muhtemel saldırılarına karşı teyakkuz durumunda bulunan üslerdeki askerlerin dış korumasını yapan peşmergeler 'kırmızı alarm' durumuna geçti. Çukurca ilçe merkezinde de dün sabah saatlerinde belli aralıklarla top sesleri duyulurken, sıcak bölgelere sevkiyat yapan helikopterlerin 21. Sınır Jandarma Taktik Tugayı'na belirli aralıklarla iniş ve kalkış yaptığı görüldü. Genelkurmay Başkanlığı, operasyonlarla ilgili yeni bilgileri paylaştı.

Genelkurmay'ın resmi internet sitesindeki açıklamaya göre, Çukurca bölgesinde sürdürülen operasyonlarda, 20 Ekim 2011 saat 23.00 sularında 10-15 kişilik terörist grup, 22 Ekim 2011 saat 02.30/08.30 saatleri arasında, Kazan Vadisi'nde 35 kişilik terörist grubun varlığının tespit edildiği belirtildi. Terörist gruba karşı önce topçu, ardından Hava Kuvvetleri ile ateş açıldığı ifade edilen açıklamada, çok sayıda teröristin etkisiz hale getirilme anının insansız hava aracı tarafından da görüntülendiği bildirildi. Açıklamada şöyle denildi: "Bugün (dün) saat 15.00 sularında 35 teröristin cesedine ulaşılmıştır. Aynı saatlerde Kazan Vadisi/Cevizli bölgesinde ilk gün çıkan çatışmalarda öldüğü değerlendirilen 7 terörist cesedi, bir mağara içerisinde bulunmuştur. 22 Ekim sabah saatlerinde de (aynı bölgeye) özel birliklerin helikopter ile sevk edilmesiyle başlatılan operasyonda, 7 terörist daha etkisiz hale getirilmiştir." Çukurca baskınının ardından başlatılan operasyonlarda ilk gün 11, son iki günde de 82 terörist öldürüldü. Etkisiz hale getirilen PKK'lı sayısı 93'ü buldu.Çukurca saldırısını yapan terörist grup Kazan Vadisi'nde tamamiyle kuşatma altına alındığı öğrenildi.

Gürmoyak saldırısını gerçekleştiren teröristlerden birisi yakalandı

Bitlis'te güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada, bir terörist etkisiz hale getirildi. Bitlis Valiliği'nden yapılan açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristin, 5 Ekim'de Bitlis-Baykan karayolunda askerî konvoya ve 18 Ekim'de Bitlis-Güroymak karayolunda zırhlı polis aracına saldırıda bulunarak 5 polis memurunun şehit edilmesi, 5 sivil vatandaşın ölümüne neden olan grupta yer aldığı kaydedildi.

zaman

Kaddafi'nin otopsi raporu açıklandı

 

Libya'nın devrik lideri Muammer Kaddafi'nin, dün gece adli tıp uzmanları tarafından hazırlanan otopsi raporunda aldığı kurşun yaralarından öldüğü belirtildi.

Otopsiye katılan bir doktor, Kaddafi'nin ölüm sebebinin kurşun yaraları olduğunu açıkladı.

zaman

Cumhurbaşkanı Gül'den Erdoğan'a başsağlığı

 

Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan'ı telefonla arayarak, başsağlığı diledi ve yarınki cenazeye katılacağını bildirdi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a annesi Tenzile Erdoğan'ın vefatı dolayısıyla başsağlığı diledi.

Alınan bilgiye göre Gül, Başbakan Erdoğan'ı telefonla arayarak, başsağlığı dileklerini iletti ve yarın düzenlenecek cenaze törenine katılacağını bildirdi.

haber7

İkinci müdahale doları 1,83 liraya kadar düşürdü

 

Doların 1,90 lirayı aşması üzerine Merkez Bankası, tedbir üstüne tedbir alıyor. Önceki gün piyasaya 2,7 milyar dolar süren banka, dün de döviz satış ihalesi ve TL zorunlu karşılık oranlarında yaptığı indirimle kurun 1,8370'e kadar gerilemesini sağladı.

Başkan Erdem Başçı, operasyonlar için yeterli rezervlerinin bulunduğunu vurguladı. Tutarın 1,35 milyar dolar olarak belirlendiği dünkü ihaleye 2 milyar doların üzerinde teklif geldi. Ancak Merkez Bankası 350 milyon dolar sattı.

Merkez Bankası çarşamba günü 1,3 milyar dolar likidite sağlayacak döviz cinsi zorunlu karşılık indiriminin ardından, maksimum 1,35 milyar dolar tutarında açtığı döviz satım ihalesinde 750 milyon dolar ile rekor satış gerçekleştirmiş ve yüksek miktarlı ihalelerin sürebileceği açıklamalarıyla tansiyonu düşürmüştü. Banka ayrıca TL cinsi rezervlerin yabancı para cinsi tutulabilecek kısmını yüzde 10'dan 20'ye çıkararak rezervlere ilişkin endişeleri de yatıştırmıştı. Böylece dolar 1,87 liraya inmişti. Dün de Merkez'in ekonomistlerle gerçekleştirdiği toplantıda döviz piyasasına yönelik aksiyonun devam ettiğine yönelik açıklamasının piyasaya yansımasının ardından dolarda başlayan düşüş, yüksek tutarlı döviz satım ihalesi açılmasıyla hızlandı. Banka dün açtığı ihalede en fazla tutarı 1,35 milyar dolar olarak belirledi. Önceki gün 1,9095 lirayı gören dolar, 1,8720'den kapandıktan sonra dün sabah 1,8370'e kadar geriledi. Döviz sepeti de 2,1448'e kadar düştü.

Bir bankanın döviz masası yetkilisi, Merkez Bankası'nın dolarda 1,90 TL'li seviyelerden rahatsız olduğunu belirterek, "MB bir süre daha ihalenin maksimum tutarlarını yüksek açıklamaya devam eder. Miktarları yüksek tuttuğu sürece kurda aşağı hareket sürebilir." dedi. İhalede oluşan en yüksek, en düşük ve ortalama fiyatlar sırasıyla 1,8351, 1,8340 ve 1,8348 lira oldu. MB'nin döviz satım ihalelerine başladığı 5 Ağustos'tan bu yana sattığı tutar ise 4,32 milyar dolara ulaştı.

MB dün ayrıca bankacılık sisteminin Türk Lirası likidite ihtiyacını daha kalıcı bir yöntemle ve daha düşük bir maliyetle karşılayabilmesi amacıyla bazı Türk Lirası zorunlu karşılık oranlarında indirime gidildiğini açıkladı. Yapılan açıklamada, "İndirimler aynı zamanda orta ve uzun vadede finansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk Lirası mevduat/katılım fonu dışı diğer yükümlülüklerin, özellikle bankalarca ihraç edilmeye başlanan Türk Lirası cinsinden tahvillerin, vadelerinin uzamasını teşvik edecek şekilde belirlenmiştir." denildi. MB'nin değiştirdiği TL cinsi ZK'lar şöyle: 3 aya kadar vadeli mevduatlar ve katılma hesaplarında ZK yüzde 13'ten 12,5'e indirildi. 1 yıla kadar vadeli diğer yükümlülüklerde 13'ten 11'e, 3 yıla kadar vadeli diğer yükümlülüklerde 13'ten 8'e, 3 yıldan uzun diğer yükümlülüklerde 13'ten 5'e indirildi. Mevcut verilere göre piyasaya yaklaşık 3,2 milyar TL likidite sağlanmış olacak. Böylece yüzde 13,1 olan ağırlıklı ortalama TL-ZK oranı yüzde 12,5 seviyesinde gerçekleşecek. Düzenleme 30 Eylül yükümlülük cetvelinden itibaren geçerli olacak, 14 Ekim itibarıyla tesis edilmeye başlanacak. Dolar bankalararası piyasada 1,85 seviyesinden kapanırken tahvil faizi yüzde 8,36'ya geriledi. 56.905-58.086 bandında dalgalanan Borsa ise yüzde 0,14 kayıpla 57.228 puandan kapandı.

zaman

Abdullah Gül'den Danıştay'a yeni atama

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Danıştay üyeliğine Hamit Ümit Aksoy’u seçti.Gül’ün kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Gül, Danıştay Üyeliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 155'nci ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 8 ve 9 uncu maddeleri gereğince, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü Hamit Ümit Aksoy’u seçti.

haber7

Rize yaylaları karla kaplandı

 

Geçtiğimiz haftalarda kuvvetli yağışların esir aldığı Rize şehir merkezinde yazdan kalma güneşli günler yaşanırken 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği kentin yüksek kesimleri ise beyaz örtüyle kaplandı. Çamlıhemşin ilçesine bağlı Kavrun Yaylası'nda kar kalınlığının 60 santimetreye ulaştı.

Aralıksız lapa lapa yağan kar, kışın görmeye alışık olduğumuz görüntüleri ortaya çıkardı.

Kapanan yollar iş makineleri ile açılmaya çalışılırken bazı araçlar akara saplandı. İlkbahar mevsimiyle birlikte yaylalara akın eden yaylacılar da kar yağışı ile birlikte dönüş hazırlıklarına başladı. Bazı yaylacılar birkaç gün daha kalma düşüncesini taşırken, bazıları da hayvanları ile birlikte göç etmeye başladı.

Bu arada, bölgede bulunan yaylacılar aylarca kaldıkları mekandan ayrılmadan önce tulum eşliğinde horon oynamayı da ihmal etmedi.

Davutoğlu: Gerekirse Suriye ile savaşırız

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin bir iç kargaşaya girmesi Türkiye'ye de bir risk oluşturduğunda tedbir alınacağını söyledi.

Davutoğlu, 32. Gün programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtladı. Birand'ın "Suriye ile savaşa mı gidiyoruz?" sorusu üzerine halkın talepleri doğrultusunda Türkiye'nin Suriye halkının yanında yer aldığını ifade eden Davutoğlu, "Biz Suriye halkına yönelik baskıların artık kabul edilemez aşamaya geldiğini düşünüyoruz" dedi.

Bakan Davutoğlu, "Ne yapabiliriz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu konuda esas yapılabilecek olanı Suriye halkı yapacak. Ama bizim yapacağımız Suriye'nin komşusu olarak, Suriye halkı ile en yoğun ilişkileri yaşamış bir halk olarak atabileceğimiz çok adım var ve bunu da herkes biliyor" diye konuştu.

"Asker var mı bunun içinde?" diye soran Birand'a Davutoğlu, "Bizim için bir güvenlik sorunu olduğunda tabii ki. Biz Irak'ta Saddam, Kürt halkına baskıyı arttırdığında bir gecede 500 bin insan Türkiye sınırındaydı. Tabii o bölgeyi denetlemek için asker de dahil her türlü yöntem yani bir güvenlik sorunu haline dönüştüğünde bütün gerekli tedbirler alınır. Önemli olan şu aşamada Suriye gibi dost ve kardeş bir ülkenin böyle bir güvenlik sorunu haline dönüşmeden reformları gerçekleştirmesi, akan kanın derhal durdurulması. Önemli olan bu" dedi.

Bakan Davutoğlu, Birand'ın "Herhangi bir olası göç durumunda tampon bölge peşindeyiz biz" şeklindeki yorumu üzerine şunları söyledi:

"Hiçbir dönemde bizden tampon bölge kuracağımıza dair bir açıklama gelmedi ancak düşünün ki nisan-mayıs ayında olaylar arttığında on binlerce insan bizim sınıra doğru hareket etti. Biz tabii tedbirimizi almak durumundayız. İnsanlara bir duvar örüp 'burası benim sınırım buraya girmeyin' diyemeyiz. Bir ara sayı 15 bine kadar çıktı, şimdi 7 bin 600 civarında. Yarın diyelim sayı tekrar arttı, bilemeyiz. Bütün bu risklere karşı da Türkiye zayıfa kucak açan ve kendisinden eman dileyene eman veren devlet geleneğimiz içinde bu kardeş Suriye halkına o desteği vermek durumundayız. Ama bu bir tampon bölge şeklinde algılanmaması gereken bir husus. Önemli olan bu aşamalara gelmeden bu meselenin çözülmesiydi. Ama olmadı maalesef"

Reformların güvenlikle birlikte uygulanıp talepleri karşılandığında Suriye halkının tünelin sonunu görebileceği için alandan çekileceğini ancak bunu şimdi görmediğini belirten Davutoğlu, "Türkiye'nin Suriye'ye askeri müdahalesi söz konusu olamaz olsa olsa kendi topraklarına bir göç olursa önlem alır diyebilir miyiz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu sizin çıkarımlarınız. Ben şunu söylüyorum; Suriye'deki her iç gerilim Türkiye'yi, Irak'ı, Lübnan'ı, İsrail-Filistin'i, Ürdün'ü etkiler. Bütün bölgeyi etkiler. Bu anlamda bölgede şu anda Suriye'den daha önemli ülke yok, aynı anda bir çok krize müdahil durumda. Dolayısıyla Suriye'nin bir iç kargaşaya girmesi Türkiye'ye de bir risk oluşturduğunda tabii ki tedbir alınır" diye konuştu.

Davutoğlu, "Ne tür tedbirler alınabilir?" şeklindeki soruyu, bunu şimdiden söyleyemeyeceğini ifade ederek, "Devlet olmak her türlü senaryoya hazır olmaktır ama daha olmamış bir senaryoyu da tetiklememektir" diye yanıtladı.

Reformlar için Beşşar Esad'a her türlü teknik desteği verdiklerini anlatan Davutoğlu, "Esad ne zaman gider?" şeklindeki soruyu Beşşar Esad'ın durumunun Mübarek ve Kaddafi'nin durumunu gibi olmadığını belirterek şöyle yanıtladı:

"Çok karmaşık bir sosyolojik yapı var orada. Bu zor bir süreç ama şu an itibariyle halktan meşruiyet desteğini büyük ölçüde yitirmiştir, yakın çevresi dışında görünen tablo böyle. Yitirmemiş olsaydı hemen seçimlere gitme kararını kendi de alırdı, ümidi zamanla düzelir ama uyguladığı yöntemler düzelmekten çok öte. Eğer bu yöntemi devam ettirirse halkıyla çatışan bir rejimin ayakta kalması mümkün değil."

-"Uluslararası sularda hiç bir gemimize kimse müdahalede bulunamaz"

İsrail'e yaptırımlar sonrası dikkati çeken seyrüsefer serbestisinin anımsatılması üzerine, Türkiye'nin orada iki mesajı olduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Dünyanın neresinde olursa olsun bundan sonra Türk vatandaşlarına kimse dokunamaz, Latin Amerika açıklarında da olabilir, başka yerde de. Bunun hesabını sormak Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem hakkı hem sorumluluğudur. Uluslararası sularda seyrüsefer serbestliği dünyanın her yerinde olduğu gibi Doğu Akdeniz'de de uygulanacak. Eğer bu olmazsa yani Palmer ve Uribe'nin tek taraflı yazdığı raporla İsrail Gazze deniz blokajını meşru görürse, bu demektir ki İsrail açıklarında bile yani uluslararası sularda birisi Gazze'ye geliyorsa İsrail müdahale edebilir. İspanya veya Antalya önlerinde bile müdahale edebilir. Eğer böyle birşey meşru kılınırsa Akdeniz herkesin kendi alanını tayin ettiği ve uygun gördüğü gemiye müdahale ettiği bir yer haline gelir. Doğu Akdeniz bizim doğal havzamızdır."

"İsrail'in uluslararası sularda Türk gemilerine müdahalesi bundan sonra Türk donanması tarafından engellenecek mi" diye soran Birand'a Davutoğlu "Evet çünkü uluslararası sularda bayrak Türk bayrağıysa ve gemi Türk kontrolündeyse o gemi Türk toprağı sayılır. O egemenlik alanı içinde görülür. Bizim seyrüsefer serbestisinden kastettiğimiz budur. Bu tür müdahalelere müsamaha edilemeyeceğini ve her türlü tedbiri alacağımızı söyledik. Zaten böyle bir müdahale olursa bu tedbiri almak bizim hakkımız ve görevimiz. Uluslararası sularda, İsrail kara sularına girmedikçe hiç bir gemimize, ne taşıyor olursa olsun, kimse müdahalede bulunamaz" dedi.

-Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz aramaları-

Bir başka soru üzerine Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin başlattığı tek taraflı arama çalışmalarının barış görüşmelerini provoke ettiğini ifade eden Davutoğlu, bunun üzerine Türkiye'nin de KKTC ile Kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yaptığını, AB ve ABD'nin de Türkiye'nin bu konuda haklı olduğunu bildiğini belirtti.

Piri Reis ile başlatılan sismik araştırmaların başka gemilerle de takviye edileceğini dile getiren Davutoğlu, "Şu anda gemilerimiz alandadır. Kıbrıs'ın güneyinde de -biz çünkü Kıbrıs'ın bütünüyle ilgili bu anlaşmayı yaptık- sismik çalışmalarımızı yapıyoruz. Ümit ederiz ki Ekim ayında bu müzakerelerde bir gelişme olur sonra bütün araştırmalar birleştirilir. Olmazsa da biz tek taraflı bu uygulamayı kabul etmeyeceğimizi dile getirdik" diye konuştu.

Davutoğlu, "Etrafa pazu gösteren Türkiye imajı sizi tatmin ediyor mu? Komşularla sıfır sorun politikası bitti mi" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Biz komşularla sıfır sorun derken birisi bizim vatandaşlarımızı öldürdüğünde 'ses çıkarmayacağız' mı demek istedik? Böyle mi anlaşıldı bu? İsrail bizim vatandaşlarımızı öldürecek 'Komşularla sıfır sorunu benimsedik buna cevap vermeyelim' mi diyecektik? Devlet ahlakı, geleneği bunu mu gerektirir. Komşularla sıfır sorun derken Güney Kıbrıs, Kıbrıs'ın güneyinde araştırma yapacak, provokasyon yapacak biz tepki vermeyeceğiz demek mi? Sudan'da olaylar olduğunda niçin Ömer Beşir'in yanında duruyorsunuz diye soruyorlardı, ki durmadık. Darfur konusunda herkesten fazla çalıştık. 'Neden insan hakları konusunda Müslüman ülkeler söz konusu olduğunda sesiniz daha az çıkıyor?' diyenler şimdi Suriye'de, Mısır'da, Libya'da sesimiz yüksek çıkıyor diye 'Aman yanlış mı yapıyoruz?' diyorlar. İlkeli olmak lazım. Eleştiride de ilkeli, tutarlı olmakta fayda var."

Davutoğlu, gelecek hafta içinde Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin Türkiye'ye geleceğini ve Irak ile en geç Aralık ayında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği konseyini (YDSİK) yapacaklarını, Aralık ayı başında Bulgaristan ile, Kasım ayında Kıbrıs'ta bu sıkıntı yaşanırken Yunanistan'la ve Aralık ayı sonunda da Ukrayna ile YDSİK'yi gerçekleştireceklerine işaret ederek, ilişkilerin normal seyrinde devam ettiğini ifade etti.

Davutoğlu, "Ama birisi herhangi bir problem çıkardığında bunu pazu göstermek olarak değerlendirmeyin" diye konuştu.

-"NATO Erken Uyarı Radarı herhangi bir komşuyu hedef almıyor"-

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, NATO erken uyarı radarının Türkiye'de kurulması konusunda da şunları söyledi:

"Bizim için radar konusu ne anti-İrancılıktır ne herhangi bir komşuyu hedef almaktır. Bizim hükümet olarak görevimiz gittikçe artan nükleer yayılma ve balistik füze tehdidine karşı -en az 30 ülkede ve çok sayıda devlet dışı aktörde olacağı düşünülüyor- tedbirimizi şimdiden almak. Bu gelecek nesillere bir borcumuzdur. Nasıl alırsınız tedbirinizi? Kendi füze savunma sisteminizi geliştirerek. Bunu yapacağız. Savunma sanayi müsteşarlığımız içinde kendi savunma sistemimizi, ulusal kapasitemizi geliştireceğiz. Bunun yanında NATO'nun parçasıyız biz. NATO niçin var? Bugünler için var. Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarını karşılamak için var. Ve bizim Genelkurmay Başkanlığımızla, MİT Müsteşarlığımızla, ilgili bütün bilimsel kurumlarımızla yaptığımız bütün o değerlendirmeler sonucunda Türkiye topraklarının bir nükleer güvenlik şemsiyesi altında olması bizim için bir güvenlik meselesi.

Bu çerçevede biz müzakereleri yürüttük ve belli ilkeler koyduk ortaya. Hiç bir komşu ülke tehdit ilan edilmeyecek. Biz kimseden tehdit görmüyoruz ve hiç bir NATO belgesinde bu yer almadı. Bu yapı bütün topraklarımızı koruma altına alacak. Bu tesis bir füze tesisi değildir, füze kalkanı değildir. Türkiye'ye yabancı bir füze gelmeyecek. Sadece bir erken uyarı sistemidir ve caydırıcı niteliktedir, saldırı niteliğinde değil. Biz İran'lı dostlarımızla bunları çok açık bir şekilde konuştuk. Geçen sene İran oylamasında ne kadar samimiysek bugün de o kadar samimiyiz."

haber7

Dünya
Kaddafi'nin otopsi raporu açıklandı
Pazar, 23 Ekim 2011 14:07    PDF Yazdır e-Posta

 

Libya'nın devrik lideri Muammer Kaddafi'nin, dün gece adli tıp uzmanları tarafından hazırlanan otopsi raporunda aldığı kurşun yaralarından öldüğü belirtildi.

Otopsiye katılan bir doktor, Kaddafi'nin ölüm sebebinin kurşun yaraları olduğunu açıkladı.

zaman

 
Efsane mucidin son mesajı: Hayattaki en güzel icat ölüm
Cuma, 07 Ekim 2011 09:05    PDF Yazdır e-Posta

 

iPhone, iPod, iPad ve Macintosh gibi ürünlerle insanların günlük hayatını değiştiren Steve Jobs dün hayata veda etti.

Jobs, genç yaşlarda bir garajda kurduğu Apple'ı, mucitliğinin yanı sıra pazarlama ve satış dehası sayesinde dünyanın en değerli bilişim şirketi haline getirdi. Pankreas kanseriyle mücadele eden Jobs, geçen ağustosta Apple CEO'luğunu bırakmıştı.

Bilişim dünyası; bilgisayar, müzik ve cep telefonu endüstrisinde getirdiği yeniliklerle dünyada milyonların günlük alışkanlıklarını değiştiren Steve Jobs'u kaybetti. iPhone, iPod, iPad ve Macintosh gibi ürünlerle bilişimi günlük hayatın bir parçası haline getiren Jobs, 56 yaşında öldü. California'da Palo Alto'daki evinde eşi ve aile fertlerinin yanında hayata veda eden Jobs, 2004 yılında pankreas kanseri tedavisi görmüş, 2009'da ise karaciğer nakli operasyonu geçirmişti. Bilişim dünyasının dâhisi, sağlığının bozulması üzerine geçen ocak ayında dinlenmeye çekilmiş, ağustosta ise Apple üst yöneticiliğini (CEO) Tim Cook'a bırakmıştı. Jobs'un, CEO Tim Cook'un iPhone'un yeni modeli iPhone 4S'i tanıtımından bir gün sonra hayata veda etmesi, dünya liderlerinin yanı sıra teknoloji sektöründeki rakiplerini ve hayranlarını üzdü.

Apple internet sayfasına 'Steve Jobs: 1955-2011' başlığıyla Jobs'un siyah beyaz bir fotoğrafını koydu. Apple'ın merkez binasında bayraklar yarıya indirilirken, hayranları Palo Alto'daki evinin yanı sıra dünyanın çeşitli yerlerinde Apple mağazalarının dışında mumlar yaktı ve gül bıraktı. Jobs'un Palo Alto'daki evinin dışında toplanarak gül bırakan komşuları ve arkadaşları, 'Dünyayı değiştirdiğin için teşekkürler' yazılı mesajlar yazdı.

Üniversiteyi bitirmeden ayrılan Steve Jobs, 1970'li yıllarda Apple II modelinin çok yaygın kullanıma ulaşan ilk kişisel bilgisayar olmasıyla, teknoloji dünyasını değiştiren kişi olmuştu. Jobs, arkadaşı Steve Wozniak ile 1 Nisan 1976'da Silikon Vadisi'nde bir garajda kurduğu Apple'ı dünyanın en değerli teknoloji şirketi haline getirdi. Macintosh bilgisayarlar dahil Apple'ın ürünlerinin arkasındaki itici güç olarak görülen Jobs'un yönetiminde Apple, 351 milyar dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en değerli teknoloji şirketi oldu. Bu yıl, piyasa değeri bakımından petrol devi Exxon'dan sonra Amerika'daki en değerli ikinci şirket unvanını aldı. Şirket, ağustos ayında ise kısa süreliğine Exxon Mobil'i de geride bıraktı. Jobs, ağustos ayında CEO'luk görevinden ayrılarak, yerini şirketin önde gelen yöneticilerinden Tim Cook'a bırakmıştı. Analistler ve yatırımcılar Jobs'un ölümünden önce, şirketinin kendisinden sonra da gelişmeye devam etmesi için gereken zemini hazırladığı görüşünde. Ancak Apple şirketinin yine de, en başarılı ürün tasarımcısı olduğu kadar, pazarlama ve satış dehası olarak da bilinen Jobs'un yokluğunu yakından hissedeceği görüşü hakim. Jobs, ağustosta görevinden ayrılırken yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Apple Yönetim Kurulu ve Apple camiasına; Her zaman, bir gün gelir de Apple CEO'su olarak görevlerimi ve beklentileri daha uzun süre yerine getiremeyecek duruma gelirsem bundan ilk sizin bilginiz olacağını söyledim. Maalesef o gün geldi. Bu vesileyle Apple CEO'luğundan istifa ediyorum. Yönetim kurulu uygun görürse Yönetim Kurulu Başkanı, direktörü ve Apple çalışanı olarak hizmet etmek istiyorum." Walt Disney'in Yönetim Kurulu üyeliğini de sürdüren Jobs'un sağlık problemleri sebebiyle görevlerinden ayrıldığı üç seferde de Tim Cook yerini doldurmuştu.

Sağlık sorunlarıyla boğuşan Jobs sadece mart ayında tablet bilgisayar iPad'in tanıtımına ve ABD Başkanı Barack Obama'nın, Silikon Vadisi'nin devlerinin yöneticilerine Beyaz Saray'da verdiği yemeğe katılmıştı. Jobs'un zayıflamış görünümü hastalığının ne kadar kötü olduğu ve Apple'daki görevine devam edip edemeyeceği sorularının ortaya çıkmasına yol açmıştı. Steve Jobs, Amerikalı Joanne Carole Schieble ve Suriye asıllı Abdulfattah John Jandali'nin oğlu olarak 24 Şubat 1955'te dünyaya geldi. Ailesi çocuklarını Kaliforniyalı çift Paul ve Clara Jobs'a evlatlık olarak verdi. Jobs'un 2010'da kişisel servetinin 8,3 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. EKONOMİ SERVİSİ

Dünya, Jobs'un ölümünü, keşfettiği cihaz üzerinden öğrendi

Steve Jobs'un ölümü 'sadece Apple'ı değil onu tüm teknoloji dünyasının simgesi' olarak görenleri de üzdü. ABD Başkanı Barack Obama, 'dünyanın bir hayalci kaybettiğini' söyledi. Jobs'un "Amerika'nın en büyük mucitlerinden biri" olduğunu belirten Obama, Jobs'un "farklı düşünecek kadar cesur, dünyayı değiştirebileceğine inanacak kadar gözüpek ve bunu yapabilecek kadar yetenekli olduğunu" kaydetti. Obama, bir sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı mesajda da, "dünyanın büyük bölümünün Jobs'un ölüm haberini onun keşfettiği araç üzerinden aldığına dikkat çekerek, onu anmanın bundan daha büyük bir yolu olamayacağını" yazdı.

Twitter hesabı üzerinden değerlendirme yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Jobs'un dünyayı değiştiren birçok eser bıraktığını belirtti. Arınç, "Bu dünyada yaşayan herkes ardında büyük bir eser bırakmak ister. Bu anlamda Steve Jobs, hayalini gerçekleştirebilen ender kişilerden biridir. Ondan önce hayal bile edemediğimiz iPad, iPhone ve şu an bu satırları yazdığım iPad'ler, onun hayranlık uyandıran vizyonu sayesinde, elimizden düşüremediğimiz aletler oldu." ifadelerini kullandı.

Microsoft'un kurucu ortağı ve başkanı Bill Gates, Jobs'un ölümünü duyduğunda üzüldüğünü belirterek, "Steve ve ben 30 yıl önce tanıştık ve hayatlarımızın yarısından fazla bir süre meslektaş, rakip ve dost olarak kaldık. Dünya Steve gibi etkileri gelecek birçok nesil tarafından hissedilecek çok derin izler bırakan birini nadiren görüyor. Onunla çalışma şansı yakalayan benim gibi insanlar için, bu delicesine büyük bir onur." dedi. Nokia CEO'su Stephen Elop, Jobs'un 'basitliğe ve zarafete düşkünlüğüyle hatırlanacağını' ifade etti. Facebook'un kurucusu ve CEO'su Mark Zuckerberg, "Steve yol göstericiliğin ve dostluğun için teşekkürler. Yapmaya çalıştığın şeyin dünyayı değiştirebileceğini gösterdiğin için teşekkürler. Seni özleyeceğim." ifadesini kullandı.

Dell CEO'su Michael Dell, "Bugün dünya, hayal gücü yüksek ileri görüşlü birini kaybetti, teknoloji dünyası iz bırakan bir efsaneyi kaybetti ve ben bir dostumu kaybettim. Steve Jobs'un mirası gelecek nesiller tarafından hatırlanacak." diye konuştu. Google'ın CEO'su Larry Page de Jobs'un ölümüyle ilgili duygularını, "O, müthiş bir deha ve inanılmaz başarılara imza atan büyük bir adamdı. Siz daha düşünmeden kafanızda düşünmeniz gerekenleri birkaç kelimeyle ifade ederdi. Onun kullanıcı deneyimine odaklanması, bana her zaman diğer her şeyden çok daha fazla ilham verdi." diyerek dile getirdi. Twitter CEO'su Dick Costolo da "Ara sıra nadiren biri gelir sadece çıtayı yükseltmez, tamamen yeni bir ölçü standardı oluşturur." dedi. Steve Jobs'un mobil internete geçişte çok önemli emeği olduğuna işaret eden Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv ise Jobs'a Nobel ödülü verilmesini önerdi.

 
Pilot 'inemeyiz' dedi, Erdoğan ikna etti
Çarşamba, 05 Ekim 2011 07:49    PDF Yazdır e-Posta

 

Erdoğan’ın 3 günlük Güney Afrika seyahatinde havaalanı sıkıntısı yaşandı.

Boing 777 tipi uçağın pist için büyük olduğunu hatırlatan pilotu Erdoğan, Obama ile ikna etti.Başbakan Erdoğan, Güney Afrika'ya Boeing 777 tipi uçakla gitti. Ancak yetkililer, uçak büyük diye "Bu alanın uluslararası tescili yok. Dilerseniz Johannesburg inin" dedi. Sonra ABD Başkanı Obama'nın eşinin Boing 757 uçakla bu alana indiği hatırlatıldı. Erdoğan, "Obama'nın uçağı iniyorsa biz de ineriz" deyine pilot iniş yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 günlük Güney Afrika seyahatinin başlangıcında havaalanı sıkıntısı yaşandı. Pretoria’daki askeri havaalanına küçük olduğu ve standartlara uymadığı için inmek istemeyen pilotlara Erdoğan, “Obama’nın uçağı indiyse biz de ineriz, inin” talimatı verdi.

İşlem uzar dediler

Pilotlar, büyük uçağın bu havaalanına inmesinin zor olacağını ve iniş pistinin uluslararası standartlara uymadığını dile getirdi. Pilotlar çok yakın olan Johannesburg’daki uluslararası havaalanına inilebileceğini dile getirdi.

Türk yetkililer de Güney Afrikalı yetkililerden uçağın Johannesburg’a ineceğini belirterek, heyete geçiş kolaylığı sağlanmasını istedi. Ancak Güney Afrikalı yetkililer bu talebe, Johannesburg’daki havaalanına inilmesi halinde işlemlerin uzayacağını ve protokol kolaylıkları sağlanamayabileceği yanıtını verdi. Yaşanacak süreç ve tek tek pasaport ve güvenlik kontrolünden geçilmesi gibi zorluklar Erdoğan’a aktarıldı.

Bunun üzerine Erdoğan, askeri havaalanına ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama’yı taşıyan uçağın iniş yaptığını anımsatarak pilotlara, “Başkan Obama’nın eşini taşıyan Air Force 2 o askeri havaalanına indi. Onlar indiyse biz de ineriz, inin” talimatı verdi.

Bu talimat üzerine uçak önceki gece geç saatlerde güvenli bir şekilde Pretoria’daki Waterkloof askeri havaalanına indi. İlk anda Johannesburg’a inildiğini sanan kalabalık heyet ise pasaport ve güvenlik kontrolü uygulamalarına maruz kalmadan doğrudan havalanına çok yakın olan otellerine götürüldü.

Anneme dua edin
Erdoğan, yaklaşık 9 saat süren Güney Afrika yolculuğunda işadamları ve basın mensuplarıyla da sohbet etti. Erdoğan, hastanede tedavi olan annesi Tenzile Erdoğan’ın sağlık durumuyla ilgili sorulara, “Dünden daha iyi. Daha iyi olmasa yola çıkmazdım. Birkaç güne hastaneden çıkacak. Dua edin” yanıtını verdi.

haber7

 
İran'da yolsuzluk Ahmedinejad'a uzandı
Çarşamba, 05 Ekim 2011 07:46    PDF Yazdır e-Posta

 

İran'da 2.8 milyar dolarlık banka hortumu İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'a kadar uzandı. Hamaney ise tepkisini net bir şekilde ortaya koydu.

İran’da 2.8 milyar dolarlık banka hortumu Ahmedinejad’a uzandı. Yolsuzlukla suçlanan iş adamı Ariya’nın Ahmedinejad’ın dünürü ile bağlantılarının olduğu iddia edilirken Dini Lider Hamaney çok sert çıktı: Hainlerin elleri kesilecek.

Tarihinin en büyük mali yolsuzluk skandalını yaşayan İran’da devletin zirvesinde uzun süredir var olan gerginlik doruk noktasına çıktı. İddialara göre Mahaferid Hüsravi adlı iş adamı, ülkenin ikinci büyük bankası Saderat’tan sahte akreditif çıkardı. Bu sahte belgelerle yedi bankadan kredi çekti ve 40 şirkete para aktardı. Hortumlanan paranın 2.8 milyar dolara vardığı iddia ediliyor.

Bu gelişme karşısında İran Dini Lideri Ali Hamaney “ender” politik çıkışlarından birini yaparak devlet televizyonunda “Halk şunu bilsin ki bu olayın peşi bırakılmayacak. Allah’ın izniyle olaya karışan tüm hainlerin elleri kesilecek” dedi.

Liberal ekonomiye çattı

Hamaney’in bu denli sert çıkışının ardında ise Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedijead’ın “pazar esnafı” sistemine dayanan teokratik yapıya karşı ekonomiyi liberalleştirme çabalarının yattığı görüşü hakim. Hamaney “Eğer yetkililer benim daha önce yaptığım uyarıları dinlemiş olsaydı şimdi yaşanan kriz olmazdı” derken İran’ın son yıllarda ekonomisini liberalleştirmesini eleştirdi.

Hamaney İran medyasına da politik açıdan hassas bu davayı “yetkililere vurmak için” kullanmamalarını istedi. Olayla ilgili şu ana kadar aralarında iş adamları ve banka yetkililerinin bulunduğu 22 şüpheli tutuklandı. İranlı bir banka yöneticisi istifa edip ülkeyi terk etti. İki banka yöneticisi de azledildi.

Yine dünürün adı karıştı

- İran basını 2007’den bu yana devam eden “hortum”un beyninin Emir Mansur Ariya adlı İranlı iş adamı olduğunu işliyor. Skandal geçen eylül ayında patlamadan önce hortumlanan miktar anormal derecede artmıştı.

- Ariya, 35’ten fazla şirket içeren bir iş imparatorluğunun başında. Maden suyundan Brezilya’ya et ihracatına hatta futbol kulübüne kadar el atmadığı alan kalmayan Ariya, Ahmedinejad muhaliflerine göre İran Cumhurbaşkanı’nın baş müttefiki ve dünürü İsfendiyar Rahim Meşai ile bağlantılı.

- Meşai, İran’da molla otoritesini yıkmaya çalışmakla suçlanarak bir süre önce Cumhurbaşkanı birinci yardımcılığından alınmıştı.

- Yolsuzluğun piyonlarından Hüsravi’nin dev Ahmedinejad’ın desteği ile özelleştirilecek bir çelik fabrikasına talip olduğu öne sürülüyor.

HÜRRİYET

 
Başbakan G. Afrika'da
Salı, 04 Ekim 2011 11:41    PDF Yazdır e-Posta

 

Erdoğan, Güney Afrika'daki resmi temaslarına başladı


Güney Afrika'ya dün gece gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarına başladı.

Başbakan Erdoğan, Pretoria'daki Birlik Binası önünde Güney Afrika Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kgalema Motlanthe tarafından karşılandı. Tokalaşarak basına görüntü veren ikili daha sonra görüşmeler için binaya geçti.

star

 


JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL